Köy Tarihçesi

Köy büyüklerinden alınan bilgilere göre, bu köyde önceleri büyük bir çiftlik varmış. Yandaki resimde gördüğünüz 1898–1903 ve 1907–1910 yılları arasında Edirne Belediye Başkanlığı yapan ve 1318 (1899) yılında Paris Belediye Binasının bir benzeri olan Edirne Belediye Binasını ve Belediyenin karşısındaki Dilaver Bey Parkını yaptıran ve 1855–1918 yılları arasında yaşayan Dilaver Bey’e ait bir çiftlikmiş.

Dilaver Bey önceleri çiftlikte gayrimüslimleri çalıştırmış.  Bir süre sonra onlara çalışmaları için topraklar vermiş. Kısa zamanda bir köy oluşmuş ve Dilaver Bey’i rahatsız etmeye başlamışlar. Dilaver Bey tarlalarının tümünü bunlara vermiş, ortak etmiş ancak bunlar da çıkardıkları maldan Dilaver Bey’e çok az miktar vermişler. Bu köylü böylelikle çok zengin olmuş. (Bu köy Kapıkule’den hemen sonraki, Çayırtarla mevkiinin altındaki Bulgar Köyü olan Virantekke diye tabir edilen köydür.) Bunun üzerine Dilaver Bey çiftliğin bitişiğine bir Müslüman köyü kurdurmuş. Önemli görevleri bunlara vermiş. Bunun üzerine gayrimüslimler ayaklanıp Dilaver Bey’e saldırmışlar. Kâhyası tarafından zor bela kaçırılmış. Ondan sonra Dilaver Bey Edirne’deki tüm malını Hazineye vermiş.

Devlet bu araziyi göçmen gelen bugünkü köylülere dağıtmış. Fakat Balkan Harbi çıkınca köydeki Türkler Edirne’ye kaçıp harp bittikten sonra köye döndüklerinde köydeki evlerinin yakılıp yıkıldığını görmüşler. Köylü 2. Balkan Savaşı’ndan sonra köyü terk eden Bulgarlar’ın bulunduğu evlere yerleşip oturmaya başlamış. Bu yerleşme 3 basamakta gerçekleşmiş:

1-     1912

2-     1938

3-     1951

     1900’lü yıllarda köyümüzde Bulgarların ve Tatarların (Köyün üst tarafındaki koru yanı) oturduğu bilinmektedir. Köyümüze ilk önce 1900-1912 yılları arasında aşağıdaki mahallede oturanlar yerleşmiş.  1938 Yılında Silistre’den yukarıdaki mahallede oturanlar yerleşmiş. Yine 1951 yılında Bulgaristan’dan 4-5 aile daha köye yerleşmiş.  

     Kapıkule yanındaki Bulgar köyü (Virantekke) ile Üsküdar köyü arasının yerleşim yeri olduğu söylenmektedir. Rivayete göre Virantekke’ de dama çıkan kedi damdan dama atlayarak Üsküdar köyüne kadar geliyormuş. Yine Üsküdar Köyü ile Virantekke köyü arasında taş yol varmış. Bu taş yol 1950-60 yılları arasına kadar bozulmadan kalmış. Daha sonra sürülerek tarla yapılmış.       Ayrıca 1800’lü yıllarda Budakdoğanca-Ahi Köy arasında Osmanlıların büyük bir esir kampı olduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Kampta Fransız ve İtalyan esirler bulunmaktaymış.

Köye gelenler, köy kütüğüne göre 214 hanedir. Hatta bunların birçoğu soy isim almadan ya geri dönmüşler ya da başka yerlere göç etmişlerdir. Zaten büyüklerden aldığımız bilgilere göre yerleşenlerin bir kısmı tekrar Bulgaristan’a dönmüş, bir kısmı yurdun çeşitli yerlerine dağılmış, bir kısmının ise nereye gittiği bilinmemektedir. Toprak İskâna geçtikten sonra köyden ayrılan olmamıştır.

Ayrıca İstiklal Savaşı öncesi Yunanlılar Edirne’yi İşgal edince halk Bulgaristan’a kaçmış, savaş bitince bir kısmı geri dönmüş, bir kısmı ise sınır kapanınca Bulgaristan’da kalmıştır.

Bulgar ve Yunanların çekilmesinden sonra köyde kalanlar köyü yeniden kurmuşlar. Bunlar 1912 yılında gelenlerden oluşuyor. Daha sonra 1938 ve 1951 yılında Bulgaristan ve Romanya’dan gelen göçlerle köy büyümüş     

*** Yine yaşlılardan alınan bilgiler göre Çanakkale, Kafkasya ve İstiklal savaşlarına köyümüzden 97 kişi askere gitmiş, 3 kişi geri gelmiştir. Nüfus kütüğünde yapılan incelemede bu bilgilerin doğru olduğu görülmektedir. 1910-1923 yılları arasında 18-30 yaş arasında vefat edenlerin büyük çoğunluğu şehittir. Bu konuda Askerlik Şubesine 10/03/2007 tarihinde dilekçe verilmiş, fakat arşivlerin Ankara’ya gittiği gerekçesiyle şubeden bilgi alınamamıştır.

KÖYÜN İSMİNİN NEREDEN GELDİĞİ

Köy tamamen Bulgaristan sınırına kuruluyor. Türkiye-Bulgaristan sınırı Kapıkule’den bakınca köye doğru bir budak gibi kıvrılır. Sınırın bu şekilde bir budak gibi olması nedeniyle zamanın köy büyükleri köyün adını Budakdoğanca olarak belirliyorlar. Doğanca da köy yeni kurulduğundan dolayı veriliyor.