Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
2675 kayıt.
Yılmaz FINDIK Yılmaz FINDIK
14 Ekim, 2007 at 21:47
Ahh be Mehmet abicim o soru için e-posta ödülümüzü İzel YILDIZA’a verdik ve Duyurular bölümümüzde Ödüllü sorumuza ilk doğru cevap veren Cem SAKARBALKANGEÇEN olmuştur ancak kurallar gereği ödül site yöneticilerinin birinci derece yakınlarına verilemeyeceğinden İzel YILDIZ’a verilmiştir şeklinde 1 hafta süre ile yayınlandı.Senin bu muhabbetinden site danışmanımızın çok uzun bir süredir sitemize girmediği sonucu ortaya çıkıyor…Umarım “odamdaki bilgisayar arızalandı devlet ancak tamir ettirebildi”,”odam başka bir binaya taşında”,”Eray İstanbul’a giderken bilgisayarı da almış gitmiş ben ancak girebildim” falan gibi bir mazeretin vardır da .Sitemize ilginin devam ettiği konusunda bizleri ikna edersin. Sevgilerimle Sayın Danışmanım….
Lütfen bekleyin...
mehmet kıyıcı mehmet kıyıcı
14 Ekim, 2007 at 19:26
Ayın sorusuna cevabımdır. 1. Tartımda iki kefeyede 3 er top koyarım terazi dengede kalırsa ikinci tartımda kesin olarak ağır topu bulurum. Eğer 1. tartımda terazi dengede değil ise ağır taraftaki 3 topu alırım ikinci tartımda kefelere birer top koyarım denge bozulursa ağır top bulunur. Eğer bozulmaz ise elde kalan top ağır toptur. (1-B.DOĞANCA uzantılı adres hediyemi gelip bilgisayarıma kurun lütfen. 2- Toplar eşit boyda olmaz eşit büyüklükte olur.) l
Lütfen bekleyin...
hale altuğ hale altuğ
13 Ekim, 2007 at 11:52
iyi günler ben hüsrev altuğ nun kızı hale!!tüm budakdoğancalıların bayramını kutlarım!!!
Lütfen bekleyin...
Necmettin KIYICI Necmettin KIYICI
13 Ekim, 2007 at 08:12
Sevgili Cengiz Ayayna, Sitemize Batman'dan duygu ve düşüncelerini yazdığın için teşekkürler.Bizim köyde askerlik yapmışsın ve Muhtar Ayhan Kıyıcı'yı ve köylülerimizi çok iyi tanıdığını,sıcak kanlı, cana yakın insanlar olduğunu belirtmişsin. İltifatların için teşekkürler. Yolun İstanbul'a düşerse köyümüze mutlaka bekleriz. Mesajını muhtara ilettim. Umarım oda sana cevap yazar. Yaşamında başarılar dilerim.Bayramınız kutlu olsun. Tüm Budakdoğanca'dan selalar
Lütfen bekleyin...
GÜLİS SAĞLAM GÜLİS SAĞLAM
12 Ekim, 2007 at 13:39
TÜM BUDAKDOĞANCALI HEMŞERİLERİMİN RAMAZAN BAYRAMINI KUTLAR,SAĞLIKLI HUZURLU GÜNLER GEÇİRMENİZİ DİLERİM. ECZACI GÜLİS SAĞLAM
Lütfen bekleyin...
Güvvenç KARA Güvvenç KARA
12 Ekim, 2007 at 12:51
merhabalar edirne hakkında birşeyler bakayım derken rastladım sitenize ve çok hoşuma gitti ben üyüklü tatar köylüyüm bizim köyün gençleri maalesef böyle şeyler yapmıyolar şu an hakkari yüksekovadayım ben saygı ve sevgilerimle hoşçakalın
Lütfen bekleyin...
eray kiyici eray kiyici
12 Ekim, 2007 at 05:59
tüm budakdogancalilarin bayramini kutlarim..
Lütfen bekleyin...
NAİL MEMİŞ NAİL MEMİŞ
9 Ekim, 2007 at 21:46
SELAM BUDAKDOĞANCA LILAR .BEN NAİL ASTSUBAY 94-96 YILLARINDA KÖYÜNÜZDE KARAKOL KOMUTANIYDIM.BENİ HATIRLAYAN HATIRLAMAYAN BÜTÜN KÖYLÜLERE SELAM VE SEVGİLERİMİ SUNARIM.ARAMIZDAN AYRILANLAR İÇİN ÇOK ÜZÜLDÜM.ALLAH RAHMET EYLESİN.TEKRAR GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE....
Lütfen bekleyin...
Behlül YEŞİLYURT Behlül YEŞİLYURT
8 Ekim, 2007 at 18:53
Ziyaretçi defterine yazılan yazıların hangi saat ve günde yazıldığını not düşen bir sistem devreye alınabilir mi?
Lütfen bekleyin...
FARUK ARABACI FARUK ARABACI
8 Ekim, 2007 at 17:49
Sevgili Arkadaşım ERCAN, Tabiiki sen benim elimi bırakmadın...Yazı da yazdığım gibi, ben senin elini bıraktım. Belki de ben yanlış hatırlıyorum.Bıraktım diyorum çünki seninde çukura düşmenden korkmuş olabilirim...Üstelik 11-12 yaşlarında çocuklarız.Dediğin gibi o yaşta gücümüz bellidir.Arkadaşım; yazı da, uğraşın için sana teşekkür etmeyi unuttum affedersin...SEVGİ ve SAYGILARIMLA...
Lütfen bekleyin...
Yılmaz FINDIK Yılmaz FINDIK
8 Ekim, 2007 at 17:00
Sevgili Yeşilçam Tankçısı, Sametin diğer fotoğrafını siteye koymayışımız tamamen teknik bir problemden kaynaklanıyor.Sametin o fotoğrafını tam 3 defa tarattık ama her seferinde adamın sadece ayaklarını taradı icat...Yoksa yeşilçaml tankçısı ünvanını yakıştırdığımız birinin oğlunun yakışıklı olmaması mümkünmüdür ? 🙂 sevgilerimle
Lütfen bekleyin...
Gülis SAĞLAM Gülis SAĞLAM
8 Ekim, 2007 at 16:23
ŞIRNAKTA ŞEHİT OLAN ASKERLERİMİZİ GÖRÜYORUZ,HALA DEVLETİN YETERLİ ÖNLEMİ ALDIĞI YOK...ŞEHİT AİLELERİNİN BAŞLARI SAĞOLSUN...
Lütfen bekleyin...
Yakup AKSAN Yakup AKSAN
8 Ekim, 2007 at 13:56
Sevgili yönetici arkadaşım yılmaz sametin diğer fotoğrafları yakışıklı olmadığı için mi öğrenci etkinlikleri bölümüne konmadı.yeşilçam tankçısından selamlar.
Lütfen bekleyin...
Yakup AKSAN Yakup AKSAN
8 Ekim, 2007 at 13:34
Sevgili arkadaşım faruk geçmişte yaşadığımız çocukluk anısını okudum bu anılar heyecanlı ve korku verici anılar olduğu için beynimize yer etmiş vaziyette devamlı canlılığını korumakta inşallah bundan sonra böyle kötü anılar yaşamazsın yılmaz arkadaşımızın da dediği gibi bu anılar için sitede ayrı bir sayfa açılırsa çok iyi olur sevgili arkadaşım yazdığın anıda bazı noktaları yanlış anımsıyorsun kanaatindeyim seni ben kovalarken sen su dolu çukuru farketmeyip içine atladın sanırım yüzme de bilmiyordun iki defa suya dalıp yukarı çıktın bu esnada çırpınırken çukurun kenarına yaklaştın ben elimi uzatıp seni tuttum fakat elbiselerin su çektiği için çok ağırlaşmıştın seni tuttuğumda arkadaki ayağım yerden kesildi buna rağmen elini bırakmadım ahmet yeşilyurtun kahvesinin önünde oturanlara seslendim oradakiler gelip seni çıkardılar zaten seni oradan çıkarmaya yaşımız itibariyle benim gücüm yetmezdi. budan sonra güzel anılar yaşaman temennilerimle arkadaşın ercan yakup aksan.
Lütfen bekleyin...
reyhan SAĞLAM reyhan SAĞLAM
8 Ekim, 2007 at 09:58
can arkadaşım FARUK o kadar güzel hatırlayıp yazmışsınki, bizi bir kere daha götürdün o güzel günlere ......o sulu geceden sonra bir daha kovalamadın beni...... iyiki varsın ellerine yüreğine sağlık SELAMLAR
Lütfen bekleyin...
Yılmaz FINDIK Yılmaz FINDIK
7 Ekim, 2007 at 20:17
HELAL SANA….. Sevgili dostum Faruk, eline yüreğine sağlık …Ne güzel yazmışsın..ne güzel anlatmışsın…Anılar insan hayatında önemli yer işgal eder ve ayrıca insan hayatının rengidir anılar…ANILAR İLE KÖYÜMÜZ..yada KÖYÜMÜZDEN ANILAR…. Bu başlıklardan biri ile bir bölüm açsak diyorum Sizden Gelenler bölümümüzün altına ve bu bölümde toplasak anılarımızı…. Kendi anılarımızı yazarak yada büyüklerimizden dinlediklerimizi aktarmak şeklinde….Ne dersiniz? NOT:Faruk dostumun erken bayram kutlamasında anlaşılan bayrama kadar başka yazı yazmayacağı; Arayı fazla uzatmasak diyorum…Sevgilerimle
Lütfen bekleyin...
Behlül YEŞİLYURT Behlül YEŞİLYURT
7 Ekim, 2007 at 07:57
Eline,ağzına,klavyene sağlık Faruk abi.Devamını bekliyoruz...
Lütfen bekleyin...
FARUK ARABACI FARUK ARABACI
6 Ekim, 2007 at 22:43
"BULUR BENİ HATIRALAR..." Merhaba, sevgili Arkadaşlarım...Geçtiğimiz günlerde ben; " Bu meydanı kimseye bırakmam " diyerek iddialı bir laf etmişim. Halt etmişim, özür dilerim. Malum ramazan, bazen kafayı toplayamıyor insan...Elbetteki bu meydan hepimizin. Doğanca' lı olan olmayan, burada veya yurt dışında yaşayan, kısaca bütün gönül dostlarının buluştuğu bir yer olur inşallah: "www.budakdoganca.com"......Bu gün ben izninizle yine o eski zamanlara, yani o siyah beyaz yıllara gidiyorum. Gelmek istiyorsanız, buyurun... Yıl, 1977. Ortaokulda sınıfı geçmiş, yaz tatilinde köydeyim... O yıllarda köyümüz oldukça kalabalık. Çocuklar cıvıl, cıvıl. Her yer yemyeşil.Bütün çiçekler hala canlı, ilkbaharın o son günlerinde. Kuş sesleri duyuluyor dört bir yanda. Ve ortalığı, annelerimizin fırınlarda pişirdiği taze ekmek kokuları sarmış...Yediğimiz bütün sebze ve meyveler de hormonsuz...O yıllar, insanımızın birbirine daha bağlı,sevecen ve saygıyla yaklaştığı, şimdiki imkanların hiç biri olmasada, yinede herkesin halinden memnun olduğu, mutlu ve huzurlu yıllar...Üstelik küresel ısınmadan ve ozon tabakasının delinmesinden söz edende yok. Yani o zamanlar herkes ekmeğin ve dostluğun peşinde...Yaşlılar kahvede ağaçların gölgesinde, gençler çeşme başında, çocuklarda her zamanki gibi oyunda. Ve kulaklarımıza, yeni çıkan ve pille çalışan bir teypten yayılan nameler; "Kara kaşlı yar, söyle derdini. Ne bileyim ben senin cama geldiğini..." Birde köyün tozlu yollarında, şimdi nerdeyse tarihi eser sayılan Murat124 ve Anadol marka bir kaç otomobil,,, aklımda kalanlar...( Eskiden ziller bozuk, yollar bozuk, paralar bozuktu. Ama insanlar sağlam idi...) Değerli arkadaşlarım, bambaşka bir güzelliği ve sadeliği vardı o eski zamanların. Belki de bana öyle geliyordu, çocuk gözlerimle......Dedim ya okullar tatil, köydeyim. En sevdiğim yerdeyim...Eğer tarlaya gitmemişsek ve de bizim MS.1949 model Case biçerdöğere bakım yapmıyorsak, bende Arkadaşlarla beraber mutlaka oyundayım. Köyümüzde o zamanların, aslında belki de tüm zamanların bakkalı, rahmetli Osman aga (KAHRAMAN) dan aldığımız Kent sakızlarının içinden zamanın artistlerinin resimleri çıkardı o yıllarda...Türkan Şoray, Cüneyt Arkın(Fahrettin Cüreklibatur), Filiz Akın, Kartal Tibet, Fatma Girik, Ekrem Bora, Belgin Doruk, Göksel Arsoy vs...Biz bu resimleri biriktirir ve onları tozların arasına diker, cimdakiyle onları devirerek kazanmaya çalışırdık.Bu en sevdiğim oyunlardan biriydi...Yalnız ben, bir tek Filiz Akın' ın resmini dikmiyordum tozların arasına. Yani gönlüm elvermiyordu cimdakinin o'nun resmini devirmesini ve hep korkuyordum o' nun resmini kaybetmekten. Bazen Arkadaşlar hadi oynayalım der, ben; hiç resim kalmadı bende derdim. Ama onlar bilmezlerdi, yan cebimin Filiz Akın'ın resimleriyle dolu olduğunu......Bir gün, yine bir akşam üstü Arkadaşlarla kovalanbaç oynuyoruz. Hava kararmış ama biz oyuna dalmışız. Ben ebe Arkadaşımdan kaçarken, birden ayaklarım yerden kesiliyor ve köye su deposu yapmak için açılan, hatırladığım kadarıyla 4 metre boyunda içi su dolu çukura düşüyorum...!!! Bir serinlik kaplıyor heryerimi. Dibe dalıyorum, ayaklarım yere değiyor.Ayaklarımı vuruyor, yukarı çıkıyorum.Çukurun kenarına tutunuyorum ama toprak kopuyor.Yine dalıyorum, tekrar çıkıyorum ve Arkadaşım Ercan(Yakup Aksan) elimi yakalıyor.Çekiyor ama çıkaramıyor beni.Nerdeyse o'da düşecek çukura.Mecburen bırakıyorum elini. Sonra bir anda başka bir el yakalıyor elimden ve çekip çıkarıyor beni çukurdan...Bu adam, Sebahattin Alptekin. Bu vesileyle, hayatımı borçlu olduğum Sebahattin abi' ye, huzurunuzda sevgi ve saygılarımı sunarım...Ve ben, kahvelerden çıkan insanların şaşkın bakışları arasında, sırılsıklam evin yolunu tutuyorum. İşin ilginç tarafı, ben o çukurda hiç su yutmamışım.Demek insan heyecan ve korkudan nefes almazsa, su da yutmuyor...Bir kaç gün çıkamadım dışarı. Ya utandığımdan, ya da Arkadaşlar dalga geçer diye. Daha sonra kendimi, okulun karşısındaki valeybol sahasında abilerim maç yaparken, onlara çizgi hakemliği yaparken buluyorum.Bizim köyde çok önemliydi o zamanlar çizgi hakemliği.Biz, topun konduğu yeri şöyle bildirirdik file hakemine; top içerdeyse: Dahil...Dışardaysa: Ali Osman...!!! Yok be abi. Övünmek gibi olmasın ama, o zamanlar bir başkaydı bizim köyümüz......Görüyorsunuz işte Arkadaşlar, hayat ne kadar garip. O akşam Sebahattin abi ordan geçmese veya bir 5 dakika sonra geçse, şimdi sizler benim yazdıklarımla vakit kaybetmeyecek ve benim bu dayanılmaz esprilerime maruz kalmayacaktınız...Ama ben ne yapayım, bu da sizin kaderiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum,,, Bayramınız kutlu olsun... "GÖZLERİMDE YAŞLAR GİBİ,,,YARIM KALAN AŞKLAR GİBİ,,,FİNCANDAKİ FALLAR GİBİ,,,BULUR BENİ HATIRALAR..."
Lütfen bekleyin...
eray kiyici eray kiyici
6 Ekim, 2007 at 01:22
iide ne guzel yapiyorum sitemizi daha dogrusu koyumuzu metropollerde yayiyorum.siz dua edin sizden maddi destek istemiyorum.bedava site tanitimi ve reklam hemde dunyanin ilk 500 universite arasinda yer alan bi universitede.bu arada maddi destek deyince aklima geldi ilerleyen zamanlarda bdk bursu verilse nasil olur?artik muhtarlikta elini bi cebine atsa koyumuzu tanitan genclerin cebine bi harclik koysa.hadi ayhan kiyici baslat artik su kampanyayi
Lütfen bekleyin...
Yılmaz FINDIK Yılmaz FINDIK
5 Ekim, 2007 at 14:43
Merhaba Sibel,sitemize gösterdiğin ilgiye teşekkür ederiz evet yanlış yazmışız yanlış bildiğimizden değil sadece acele ile yazdığımızdan harflerin yeri değişmiş.Düzeltme yapılmıştır.Sitemizde babanın da resmi var..Bakalım bulabilecekmisin..Sitemizin albümlerini zenginleştircek fotoğraflara ihtiyacımız var özellikle köyde çekilmiş eski fotoğraflara...bu vesile ile fotoğraf talebimizi tekrarlamış olalım..
Lütfen bekleyin...