Ziyaretçi Defteri
"BİR AVUÇ GÖZYAŞI..." Merhaba sevgili Arkadaşlarım. Görüldüğü gibi sitemiz, son günlerde çalışmalarına biraz hız vermiş durumda. Faaliyete geçen kamera sistemi ve diğer yenilikler hepimizi sevindiriyor tabiiki...Site yönetimi Arkadaşlarımı, bu olağanüstü çabaları için kutlarım. Bizlerde, onlara her türlü desteği verdiğimiz zaman, gerçek "BUDAKDOĞANCA'LILIK RUHUNUN " yıllarca yaşayacağına inanıyorum... Bugün ben sizlere sitemize yeni eklenen köy nostalji fotoğraflarından bahsedeceğim, affınıza sığınarak. Çoğu yaşıtım olan bu Arkadaşlarımın ve yaşlı, genç köylülerimizin o eski yıllara ait fotoğrafları, herkes kadar banada büyük mutluluk verdi ve duygulandırdı...Yalnız o fatoğrafların bir karesinde dahi benim bulunmayışımın, bana biraz hüzün takviyesi yaptığınıda itiraf etmeliyim. Ama elbette olamazdım o fatoğraflarda. Çünki o zamanlar köyde değildim......Sanki ben çok istemişim gibi, kader bir gün bana; tayinin çıktı dedi...Nereye? Edirne'ye...Yapma be...,,, Kader böyledir işte...İsterse çıkarıverir tayininizi, bazen Edirne'ye, bazen Güney Kore'ye ve bazende Tahtalıköy'e...(Allah korusun...) Şimdi aklıma geldi, geçenlerde bir Arkadaşımla yaptığımız kader muhabbeti. O dediki; Abi, insan kaderini kendi yazar...Ben dedim; Hayır, kader ne derse o olur...Biraz geç oldu ama, sonra anladım Arkadaşımın haklı olduğunu. İnsan isterse aklıyla kendi kaderini yazabilir. Ama duygularıyla,,,bırakın kader yazmayı, bazen adını bile yazamıyor insan......Ben o nostalji fotoğraflarına bakarken, onlarla beraber o yıllara gittim, herkesten habersiz...Gözümde canlandı köyümüzün pırıl pırıl güneşli günleri,
huzur veren serin yaz akşamları, harmanda yaptığımız Beşiktaş-Galatasaray maçları...Ve, yağmurdan sonraki toprak kokusu doldurdu ciğerlerimi,o kadar yıl sonra bir kez daha......Tabiiki bende isterdim, o zamanın düğünlerinde yarım tıraşlı damat Arkadaşımla halay çekmeyi. Bende isterdim, alay arabası önünde oynamayı, sarhoş olup yerlere düşmeyi, yerler çamurda olsa...Bende isterdim, düğün bittiğinde damat Arkadaşımızı odasına uğurlarken, şöyle sırtına iki üç tane yapıştırmayı,,,Allah ne verdiyse...Yani bende isterdim, Arkadaşlarla kuralım çilingir sofrasını göletin karşısına. İçelim, eğlenelim,şarkılar söyleyelim.Mümkünse nara atalım, her ne kadar ben nara atmasını beceremesemde...Şimdiye kadar bir türlü tutturamadım şu nara,nın notasını...(Bende biraz çok şey istiyorum galiba, özür dilerim...) Maalesef hiç biri mümkün olmadı bunların...Kader işte...!!! Ve,,,değerli bir Arkadaşımızın dediği gibi, o fotoğraflardaki insanlar, artık ölümsüz...Geriyede söylenecek başka bir söz kalmıyor aslında......Lakin benim yinede çok temkinli olmam lazım. Eğer bir akşam, biraz hüzünlü ve birazda alkollü geçersem bu fotoğrafların karşısına,,, Engel olamayabilir gözlerim, klavyenin tuşlarının arasından süzülen, bir avuç gözyaşına... "ABİ ,DÜNYA DEDİĞİN NEDİRKİ,,,AHA ŞU BENİM YÜREĞİM KADAR...HAYAT DEDİĞİNSE, NE KADAR GÜLEBİLİYORSAK,,, O KADAR..." Hoşçakalın Arkadaşlar...

