Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Faruk ARABACI Faruk ARABACI
20 Ocak, 2008 at 22:21
“YÜREĞİME KARLAR YAĞDI…”(1) Yoldayım… Rengi beyaz boyalı, kenarlarına kırmızı kuşaklar atılmış bir otobüste yolcuyum… Şoförün hemen arkasında, cam kenarındaki koltukta. Dışarısı soğuk, ara sıra kar atıştırıyor ve aylardan Kasım… Şoförümüz direksiyona geçiyor, çalışmakta olan arabaya bir iki defa gaz veriyor ve sesleniyor; _ Oğlum Zeki tamam mıyız? Kalan malan olmasın…_Tamamdır Kemal abi, devam et… İşte başlıyor yolculuğumuz. Haydi arkadaşlar; Hayırlı yolculuklar… Çok fazla seyahat etmediğimden olacak, içimde bir burukluk var nedense. Demek o kadar alışmışım buralara. Bir iki günlüğüne de olsa zor gelecek bana galiba sevdiklerimden ayrılmak… Ama bu duygulardan kurtulmam lazım. Nasılsa geri döneceğiz, Allah kısmet ederse… Otobüsümüz terminalden çıkıyor ve yaşını 50 civarında tahmin ettiğim Kemal abi, arabanın hızını arttırıyor. Muavin Zeki bilet kontrolüne başlıyor. Birden, yanımda oturan arkadaş; _Abi merhaba ben Hüseyin, hayırlı yolculuklar… Ben de ona hayırlı yolculuklar diliyorum. Hüseyin 27-28 yaşlarında sarışın bir arkadaş. Saçları dikkatimi çekiyor. Saçlar çok gür, hafif dalgalı ve arkaları uzun bırakmış. Bana eski Alman milli takım kalecisi Şumayeri hatırlatıyor. Yani Hüseyin, Şumayere acayip benziyor… Abi, adamın saçları çalı süpürgesi gibi maşallah. Bende de aksine çok ince telli saçlar mevcut olduğundan(genelde yanlarda ve arkada), biraz kıskanarak, biraz da gıpta ile seyrediyorum Şumayer Hüseyini… Muavin Zeki bitiyor yanımızda. Hüseyine; _Arkadaşım ne içersiniz? Bana da; _ Amca Siz ne alırsınız? Diyor… Muavin Zeki, herhalde beni olduğumdan yaşlı buluyor. Belli ki şoför Kemal abi ile aynı yaşta olduğumu düşünüyor… Aklıma bir anı geliyor. 5–6 sene önce bir abimizle karşılaşmıştık bir yerde. O da bana; _Vay kardeşim, ne kadar yaşlan dırmışsın kendini demişti. Ben bu tür iltifatlara pek alışık olmadığım için ne diyeceğimi şaşırmıştım Tabi ya, ben boş zamanlarımda kendimi yaşlan dırma çalışmaları yapıyorum, sanki başka işim kalmamış gibi. Yapacak bir şey yok ki abi hayat bu, bazen böyle çabuk harcar adamı… Bende bundan sonra yaşımı soranlara kdv ekleyip söyleyeyim bari…… Hüseyin kola, ben de kahve istiyorum. Kahve belki uykumu kaçıracak ama ben zaten otobüslerde uyuyamıyorum ki. Gideceğimiz yere 12 saatte varacağız. Yolculuk tahminen sabah gün doğduğunda bitecek… Hüseyinle sohbet ediyoruz. Hüseyin bekâr. Ben; _ Bulamadın mı bir tane? Diyorum. O ; _Abi buluyorum da, şuramda bir sızlama olmuyor. Ne zaman şuram sızım sızım sızlayacak, belki o zaman…(Daha çok beklersin Hüseyin. O senin hayal ettiğin aşklar, artık çok eskilerde kaldı kuzum…) Arka koltuktan bir el uzanıyor ve; _Arkadaşlar buyurun elma yiyelim… Kıramıyoruz, alıyoruz. Adam kulağıma eğiliyor; _Yahu arkadaşım ben şu kadınları anlamış değilim. Bizim hanımın canı elma çekiyor, alıyorum ama sonra hepsini ben yemek zorunda kalıyorum. Çünkü hanımın dişleri yok. Takma diş yaptırdık onlarıda kullanamadı… Hüseyin gülüyor, ben dudağımı ısırıyorum…… Yola devam. İşte yine kar yağmaya başladı. Otobüsün ön camında, rüzgârla beraber küçük kar fırtınaları oluşuyor şimdi. İçerisi sıcak ama sanki üşüdüğümü hissediyorum. Ve orta okuldaki Türkçe Hocam beni affetsin, bir söz uyduruyorum kendi, kendime,,,” YALNIZ, YALNIZLAR ÜŞÜR…” Gecenin karanlığı ve kar. En sevdiğim iki renk… Hemen yan sıradaki koltuktan 4 yaşlarında bir çocuk gülümsüyor, Hüseyinle bana. Güzel yüzlü ve çok sevimli. Elindeki oyuncak araba ile oynuyor. Gözleri parlıyor ama yüzü biraz solgun gibi. Belki otobüsün tavan lambalarının ışığından, bana öyle geldi…Hüseyin soruyor; _ Senin adın ne koçum?... Çocuk çok hafif bir sesle yanıtlıyor; _ Yiğit… İlk molamızı veriyoruz. Yolcuların çoğu aşağı iniyor. Ben de dışarıdaki temiz havayı, birkaç sigara dumanıyla karıştırıp ciğerlerime çekmek için adeta aşağı atlıyorum otobüsten, radyo da çalan bir şarkıyla beraber……”DURUN ÜMİTLERİM, ETMEYİN DURUN,,,EVVELCE MUTLUYDUM, MAZİYE SORUN,,,GÜNAHIM ÇOK İSE, ZİNCİRE VURUN,,,BENİ YÜREĞİMDEN, VURMAYIN YILLAR…”
Lütfen bekleyin...