Ziyaretçi Defteri
YAZMAK
Sosyal ve Kültürel alt yapısı olmayan yetersiz insanların makam ve itibar sahibi olduğu çarpık,üretken olmayan anlayışın egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz ne yazık ki...
Toplumda hiçbir şekilde itibar ve saygı görmeyenlerin bir makam veya bir mevkiye gelince nasıl değiştiklerine,nasıl itibar delisi olduklarına da şahit oluyoruz çokça.
İstisnalar var elbet
Ayhan KIYICI gibi
Onlar da bozmuyor ki kaideyi.
Halkın oylarıyla seçilip makam sahibi olan böyle kişiler bir süre sonra işgal ettikleri makamı kendi özel eşyası gibi zannedip kendini seçenlere karşı bir silah gibi kullanmaya başlıyor ne acıdır ki...
Sevgili Ayhan Kıyıcı
Neden salla başı al maaşı yapmıyorsun?
Neden çevreye kötü örnek oluyorsun?
Neden imece,dayanışma,yardımlaşma,ağaç dikme gibi kötü işler yapıyorsun?
Maazallah siz köye gazete de getirirsiniz.
Gençlere okumalarını da öğütlersiniz.
Yahu sizin başka işiniz yok mu?
Bak çevre köylerin muhtarlarına....
Bak Ankarada böyüklerine
Onların yaptığı gibi yap ye köylünle birbirini ,it biraz öteye fakir komşunun çitini...
Kominist misin sen?
Ha bir de şu her şeyi gören işiten yerel ve ulusal medyamız nedense uyanamadı.Ama doğru bizde güzelliklerin haber değeri yok ki...
Ülkede darbe gerçekleşmiş,iki genç Türk gazeteci atmışlar kendilerini yurt dışına...
Bir iki hafta barlarda zaman geçirip,hayatın tadını çıkarmışlar.Sonra iş aramak için kapıları çalmaya başlamışlar. Bir gün,iki gün,bir hafta ,iki derken,ümitleri iyice kırılmaya başlamış.
O sırada bir ilanı görünce gözleri parlamış.
Çiftlikte çalışacak işçi aranıyor.
Koşarak gitmişler.
Çiftlik sahibi,tepeden tırnağa süzmüş bizimkileri,sonra ellerine birer kürek tutuşturmuş,büyükçe bir ahırın kapısına götürmüş,Günde üç öğün yemek ve saatte 5 Euro.Ahırdaki gübreyi 50 m ilerdeki kuyuya taşımalarını istemiş.Yatacak yer de vermiş.
Umutsuzluktan umuda ulaşan bizim genç gazeteciler,bir haftalık işi iki günde bitirmişler.
Ahır pırıl pırıl olmuş.
Çiftlik sahibi ağzı kulaklarında,bizimkilerin çalışmalarından son derece memnun,çiftlikte sürekli iş önermiş.Bizimkiler,bir daha sokaklara düşmemek için kabul etmişler.
Adam bu sefer onları tavuk çiftliğine götürmüş.
Makinenin başına gelmişler,anlatmış olayı.
Düğmeye basın,yürüyen bant çalışmaya başlar.
Önünüzde iki kutu var,irileri sağ taraftakine,küçükleri sol taraftakine koyup,kutuları bantlayıp,ait oldukları kolilere yerleştireceksiniz. İş bu kadar basit diye anlatmışve gitmiş.
Geçmişler bizimkiler birer tarafa basmışlar düğmeye,bant hareket etmiş,önlerine bir yumurta gelmiş,almışlar ellerine,bakmışlar,bakmışlar,iyi mi ,kötü mü,büyük mü,küçük mü tartışmaya başlamışlar.Bu arada bant akmaya devam etmiş ve yumurtalar,bantın ucundançöp tenekesine düşmeye başlamış.
Çiftlik sahibi tesadüfen gelmiş yanlarına bakmış,onlarca yumurta boşa gidiyor,bizimkiler hala ellerinde bir yumurta tartışıyor.Durdurmuş bantı;
Ne yapıyorsunuz?demiş kızgınlıkla...
Bizimkiler şaşkın şaşkın bakınca,
Siz Türkiyede ne iş yapıyordunuz?diye sormuş.
Gazeteciydik
Belli demiş adam,
Bok atmayı çok iyi beceriyorsunuz ama iyiyle kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz.
Mesaj kime diye sorarsanız
Almasını bilen herkese...

