Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Faruk ARABACI Faruk ARABACI
7 Eylül, 2008 at 20:29
" CİMDAKİ LİMİTED ŞİRKETİ..." Merhaba değerli arkadaşlar. En sonunda bende geçtiğimiz hafta köyümüzdeki park çalışmalarına katılabildim. Belki uzun yıllardır köyde bu kadar zaman geçirmemiştim... Abi, insan özlüyor doğduğu yeri. Önce derin derin havasını çektim ciğerlerime, sonra çakmak çeşmesinden kana kana su içtim. Şehir hayatı öylesine duman etmişki bizi, oradaki sessizliği dinledim. Tarifsiz bir huzur doldu içime...Ve arkadaşlarımla hemen kaynaşıverdik. Herkes özveriyle çalışmış, park yapımı ilerlemiş. Köylülerim sağolsunlar, beni fazla zorlamadılar.Hafif bir kaç iş verdiler bana. Sizin anlayacağınız avuçlarım su toplamadı, maalesef...Bir saatlik bir öğle yemeği molasından sonra çalışmalar tekrar başladı. Küçüğünden yaşlısına herkes bir şeyler yapmak için didiniyor, güneşin tam tepemizde dikildiği Ağustos sıcağında... Birden Bir ses yankılanıyor taş yolda. Bir hoperlör sesi. " Dondurmacı geldii, dondurma kaymak..." Ses bize doğru yaklaştı ve nerdeyse son model bir arabanın önüne bağladığı bir hoperlörden seslenmeye devam etti bize abimiz. " Haydii dondurmacı geldii..." Hay gözünü sevdiğimin moderen zamanları. Abimiz rahat koltuğunda, bir elinde mikrofon, teybin sesinide açmış hafiften, arabanın klimasıda çalışıyor mutlaka. Ohh bu iş, şahane valla... O an da bambaşka bir ses çınladı kulaklarımda. Ama bu ses nerdeyse 35 sene öncesinden. Ben bizim evin önündeki dut ağacının altına oturmuş, bilyelerimi sayıyorum cam bir kavanozun içine. Yani cimdakilerimi...Ve köyün meydanında yankılanan o bambaşka ses. "Haydee Kaaçiçi geldiii. Kaaçiçiii...Hemen ceplerimi yokluyorum. Şimdi bütün arkadaşlar koşturacak köyün ortasına. Çünki bizim köye simitçi geldi abi, simitçi...Koluna taktığı bir sepetle ağır, ağır yürüyen kaaçiçi,ye yaklaşıyorum. Paramı uzatıp bir simit alıyorum. Kaaçiçi,nin gözleri yorgun. Belki şehirden buraya bir minibüs denk getirdi, ama diğer köylere yürüyerek gidecek muhtemelen...Kaaçiçi orta yaşlarda kendi halinde bir adam. Ekmek parası için köy köy dolaşıp simit satıyor. Fakat şunu bir türlü hatırlayamıyorum. Neden bu adam, simitçi yerine kaaçiçi diye bağırıyordu? Acaba konuşma zorluğumu çekiyordu? Yoksa miniklerin hoşuna gitsin diye, bu ismi kendimi bulmuştu?...Herneyse Kaaçiçi iyi bir insan_dı. Parası olmayana simidi yumurta ile takas yapardı. Bir yumurta, bir simit...Bazı uyanık arkadaşlar; "Abi, bana iki simit vereceksin, çünki benim yumurta çift sarılı, görüyorsunki koskocaman...Fakat Kaaçiçi, bunu asla yemezdi... Kaaçiçi, bir garip adam. Belkide yapayalnız bu dünyada. Ama O da bir insan ve her insan gibi yaşam mücadelesini sürdürecek. Onunda hayalleri ve umutları olacak. O da, iyi günler ileride diye avutacak bazen kendi kendini. Ve belki O da her bahar aşık olacak her insan gibi, kimbilir?...Köy köy dolaşıp simitlerini sattıktan sonra iki göz odalı evine gelecek. Şöyle kuracak çilingir sofrasını güneş batarken. Sonra bir şişe şarap açacak kendine, hayatın efkarını dağıtmak için. Çocukluğuna ve eski güzel günlerin şerefine içecek. Ve dinlenmiş ruhuyla son kadehini, eski bir meyhanenin duvarında okuduğu bir yazıya kaldıracak; " Yalnızım, ve çok mutluyum..." Ve bu böyle sürüp gidecek gittiği yere kadar......Demin cimdakilerimi sayıyordumya, konu dağıldı kaçta kaldığmı unuttum. şimdi baştan sayıyorum.O zamanın bizim için en gözde oyunu idi, cimdaki oynamak. Bir gün bir arkadaşımla ortak olduk. Nerdeyse her gün oynuyoruz ve kazanıyoruz. Yalnız perşembe günleri hiç şansımız tutmuyor.Karar veriyoruz o gün oynamak yok. Bizde o günü yalnızca köy kahvesinde bulunan siyah beyaz televizyondan "Doludizgin" i seyretmekle geçiriyoruz. Tabiiki kahvenin camından, çünki içerde bize yer yok. Dedimya oynuyoruz kazanıyoruz. Hızla büyüyor ortaklığımız. Artık cimdakileri koyacak yer bulamıyoruz. Yani durmadan büyüyor bizim; "Cimdaki limited şirketi..."Bir gün bir baktıkki, biz de büyüyüvermişiz.Sonra dört bir yana saçılıverdi cimdakilerimiz, çocukluğumuzun tozlu yollarında, hayallerimizle beraber...Aradan yıllar geçti ve bir gün benim ortak ODTÜ, yü kazan_dı.(Şimdi hepiniz anladınız, bizim cimdaki şirketinin neden iflas etmediğini...) Bende tuttum Hayat Fakültesine yaptırdım kaydımı... Yine yıllar su gibi akıp geçti ve benim ortak ODTÜden ayrılıp işletme okudu ve okulu bitirip mali müşavir olarak çıkıverdi karşımıza. Peki ya ben? Ben Hayat Fakültesine devam ediyorum hala. Bu sene 30,uncu sınıftayım. Hiç sınıfta kalmadım çok şükür. Fakat benim hocam çok iyi idi. O dünyanın en iyi hocalarından biriydi. izninizle O, nu burada bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum......"Hayırlı Ramazanlar dilerim..."
Lütfen bekleyin...