Ziyaretçi Defteri
"DUYGULARDAN BİR DEMET..."...""-Dadı... Dadıcığım... İhi, ihi,ihi... (Ağlama sesleri...) -Selma... Selma... Nen var kuzum?... -Ah dadıcığım, o kadar bedbahtımki asla tasavvur edemezsin...- Ne olduki yavrucuğum?...-Dadıcığım çok düşündüm, biz Talat,nan kat,iyen mesud olamiiciiz...-Ama öyle deme kızım. Birbirinize çok yakışıyorsunuz. Hem bu yüce aşka yazık değilmi?.. Böyle hüsnükuruntulardan men ederim seni...-Fakat Dadıcığım, biliyorsunki Talat,ın babası çok zengin. İstanbul,un yarısı onların.Biz ise zar zor geçinen bir aileyiz. O,nun ailesi beni kendilerine layık bulmayacaktır. Beni daima hor görecekler. Buna dayanamam. Talat,ın mutsuz olmasına hiç dayanamam. Ben, gidiciim buralardan Dadı. Bu tertemiz (Beyazötesi) aşkımı kalbime gömüp gidiciim...-Nn,ayır Selma, böyle düşünme. Hem biliyorsun bizimde bir zamanlar turşu fabrikamız vardı. Fakat memlekette sirke sıkıntısı başgösterince iflas etmek zorunda kaldık. Maamafih, şunuda unutmaki; " Parayla saadet olmaz...""………... Mutlu günler sevgili arkadaşlar. Sizleri biraz duygulırmak istedim ama galiba olmadı. Ben de şimdi anlıyorum ki, demek her şey kendi zamanında güzel...Geçenlerde bir abimiz; ya kardeşim, burdan öyle görünmüyor ama, sen ne kadarda duygusalmışsın, dedi.Ben de bugün hazır sizi yakalamışken, şu duygulara bir göz atalım istedim... Hepiniz katılırsınız ki duygusuz insan olamaz. Sadece bazı insanlarda bu biraz fazladır. Belki de bunda insanın yapısı ve yaşadığı zaman dilimi önemli rol oynuyor...Son yıllarda bakıyorum da, çok duygusallık para etmiyor. Çok duygulu filmler pek yapılmıyor, arabesk şarkılar ortalığı kasıp kavuramıyor artık. Mesela ben gençlerin Türk sanat müziği dinlediklerini hiç görmüyorum. Herhalde eski edebiyat romanları da tozlu raflarda öylece duruyor... Galiba değişen Dünya ile beraber duygularda değişiyor... Aşırı duygusal bir insanın istemeden de olsa, kalbine hücum eder duygular.Hayatı daha derin sorgularsınız. Düşünürsünüz inceden. Acaba serçeler ağlayınca hakikaten ölüyorlar mı? Kelebekler özgür müdür? Karıncaların sağanak yağmurda halleri nice olur?...Duygulu insanlar Dünya,da hep barış içinde yaşamak isterler. Üste para verseniz kin tutamazlar. Yani isterler ki her şey güllük gülistanlık olsun.Fakat yaşamanın her zaman bir çok boyutu vardır. Eğer çok duygusal biriyseniz, hayatın acı tarafları canınızı daha çok yakar... Yıkılırsınız...Bir hüzün fırtınası sarar içinizi...Dağılırsınız......Hatırlıyorum da daha ortaokul yıllarında çoktan yakama yapışmış duygular. Bir gün Matematik dersindeyiz. Öğretmenim Alaaddin, gözlüklerinin üzerinden sınıfa bir göz atıyor ve 25 kişilik sınıfta bula bula beni buluyor, sesleniyor; -Oğlum kalk bakiim tahtaya, şu problemi çözüver...Tahtanın önünde yerimi alıyorum ,elimde tebeşir.Öğretmenim, benden bir denklemi çözmemi istiyor.Şöyle bir bakıyorum. Denklemin içinde her zamanki gibi X ve Y var. Onlar zaten hiç ayrılmıyorlar...Düşünüyorum. Birden aklımda bir şimşek çakıyor, buldum... Abi, vallahide billahide bu X, Y,yi seviyor...Baksanıza yine birlikteler. Ama bir türlü kavuşamıyorlar nedense. Haa birde Z var. İkide birde aralarına giriyor. Abi, bu Z bence kötü adam. İstemiyor bu aşkın mutlu sonla bitmesini...Öğretmenim Alaaddin; -Hadisene evladım, diyor. İrkiliyorum ve soruyu çözmeye girişiyorum.Bayağı ilerledim. Öğretmenim doğru yolda gittiğimi başıyla onaylıyor. Nerdeyse sonuna geldim... Fakat o da ne? Takıldım işte. Sonuca gidemiyorum. Belkide Z,yi kullanmalıyım. Hayır, bunu yapmayacağım. Z, artık rahat bıraksın X ve Y,yi... Gözüm pencereye kayıyor, dışarda güneşli bir pazartesi. Aklımdan problemi düşünmek yerine, bakın ne geçiyor. " Hani kuşlar ağaçlar, binbir renkli çiçekler. Nasıl yakalamıştım, saçlarından baharı..." Aniden , bir el beni saçlarımdan yakalıyor...Öğretmenim Alaaddin; -Evladım yine daldın gittin…...Ve sesleniyor; -Oğlum Nihat, gel çöz şunu...Nihat kendinden emin, ağır ve mağrur bir halde tahtaya geliyor.Yanımdan geçerken bana tepeden bakıyor ve soruyu çözüyor. Tak... Tak...Hemde X ve Y,nin tam aralarına Z,yi koyarak. Duygusuz herif işte, ne olacak......Yıllar geçip gidiyor işte böyle. Eğer bir kere yakalanmışsanız duygulara, işiniz çok zor.Zaman içinde mantığınızın hep bir adım önünde gidiyorlar. Siz siz olun asla yüz vermeyin duygularınıza. Sonuçta fazla bir işe yaramıyorlar, haberiniz olsun...Aşırı duygu yoğunluğu da hiç iyi bir şey değil.Bazen insanın kafası fena halde karışıyor. “En güzel duygularla, BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN..."

