Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Faruk ARABACI Faruk ARABACI
14 Kasım, 2008 at 18:19
"" YARIM KALDI ŞARKILAR..."" Merhaba sevgili arkadaşlar. Sizlere daha önce bir yolculuğu anlatmıştım.Fakat yolun sonunu getirememiştim.Bu gün şu yolculuğu tamamlayalım, izin verirseniz...... "Bir anons patlıyor kulaklarımızda. Falanca yerden gelip, filanca yere gitmekte olan otobüs yolcuları. Otobüsünüz hareket etmek üzeredir, lütfen yerlerinizi alınız..." Oysa biz daha yeni yeni kaynaşıp muhabbete başlamıştık arkadaşlarla. Lokantada akşam yemeğinden sonra oturmuş çay içiyoruz. Bizim masada ben, Şumayer Hüseyin, Eşref abi ve dizinde oturan torunu Yiğit. Yan masada bize elma ikram eden İbrahim abi ve eşi...Biz Eşref abiyle birer sigara yakıyoruz. İbrahim abi; _ Arkadaşlar sağlığınıza yazık ediyorsunuz. Bıraksanıza şu mereti...Eşref abi; _Ah be İbrahim, dert bir değilki. Birde alışmışız çok fena... İbrahim abi;_Aga ben 8 sene önce bıraktım.Hastalanınca doktora çıktım. Doktor;_" Beyefendi, sizin ciğerler bayağı dumanlı.Karadeniz bölgesindeki dağlar gibi.Bence hemen sigarayı bırakınız". Dedi...O günden beri çok rahatım sizede tavsiye ederim... Eşref abi torunu yiğit,i süzüyor.Gözlerinden keder dolu bulutlar geçiyor.Alnındaki çizgiler dahada belirginleşiyor. Ve bana;_ Yak be kardeşim bir tane daha. Nasılsa otobüste içmiyoruz...( O zamanlar yasa daha çıkmamış.Bütün kapalı alanlarda sigara içiliyor. Yani içende bir, içmeyende...) Ben; _ İbrahim abi, demek sen ekmek fırınında çalışıyorsun ha. Bence çok şanslısın..._ Yapma ya, niyeki?.. _ Abicim fırından yeni çıkmış, buram buram dumanı tüten,sıcacık ekmek. Birazda zeytin yanına, bence harika...Anons tekrarlıyor ve herkes otobüse biniyor... Yoldayız...Otobüs gece karanlığında dışardaki rüzgarı yara yara ilerliyor. Muavin Zeki bizlere yine izzet-i ikramda bulunuyor. Vakit ilerliyor ve saat 01.00 i gösteriyor. Yolcuların çoğu uyuyorlar.Bende gözlerimi kapatıyorum ama nafile. E onca kahveyi içersen, uyuyamazsın işte böyle...Şoför Kemal abi teybi açıyor hafiften. Ve kasetteki şarkıya eşlik ediyor. Fakat Kemal abi, acayip detone söylüyor şarkıyı. "-Senin canın sağolsun be abi.İstediğin kadar detone ol...Yeterki uyuma....." İstanbul, a girdik, ilerliyoruz. Ve Boğaz köprüsünden geçiyoruz şimdi. Manzara o kadar güzelki. Boğaz,ın sularında yakamoz.Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi taa uzaklara uzanan ışıklar şelalesi.Havada uçuşan kuşlar. Ve ince ince İstanbul,un üstüne yağan kar...Abi, şimdi olacaksın Anadolukavağında bir lokantada, Boğaz,a karşı. Ve karşında böyle harikulade bir manzara. Vereceksin garsona siparişi, mesela Karides tava. Bir 70,lik devirsen, sarhoş olmazsın valla...Birden bir anımı hatırladım yine. 2001 yılında İstanbul,a gelmiştik, bir arkadaşımın kardeşine kız istemeye. Arkadaşım Edirne,li olmadığı için fazla tanıdığı yok. Benden rica etti. Abi, hayatımda ilk defa kız istedim. Çok heyecanlı bir iş. Gittik, görüştük, konuştuk ve sıra bana geldi...İstedim... Vermediler... Sonra elimiz boş bindik arabaya Edirne,ye dönmek için.Arabada İstanbul,da yaşayan bekar bir kardeşimiz bana;_ Abi vallahi bu İstanbul,da yaşanmaz. Her günümüz sinir,stres, bunalım. İnanırmısın burada artık, aşık bile olamıyorum... Ben, içimden;_Ah be kardeşim. Önce sen duygularını bir gözden geçir bakalım hepsi yerindemi?.. Yoksa zamana yenildilermi?.. Galiba bazı şeyleri eskisi gibi özleyemiyorsun. Evinizin üstünden geçen martıların sesleri, senin için hiç bir şey ifade etmiyor artık. Elinde bir demet Menekşe ile yağmur altında ıslanmak aptalca geliyor sana... Çabuk sıkılıyorsun...Sabredemiyorsun...Bekleyemiyorsun...Ve büyük bir ihtimalle artık, hayal kurmayıda beceremiyorsun...Çünki, her şey burnunun ucunda. Bence sen,bu güzel İstanbul,u hiç boşuna suçlama......Otobüs ağır ağır terminale giriyor. Muavin Zeki mikrofondan hepimize geçmiş olsun dileklerini iletiyor. Herkesle beraber bende aşağı iniyorum.Arkadaşlarla vedalaşıyoruz. Yiğit,in saçını okşuyorum, O,da bana gülümsüyor...... Burada aradığımı bulamazsam, başka bir şehre gideceğim. Hızla ilerliyorum İstanbul,un sokaklarında. Ve biraz sonra aradığım yeri görüyorum uzaktan..Koskocaman, her yeri camekan olan bir yer...Tufan eczanesi...(O geceki nöbetçi eczane.) İçeri giriyorum, çok kalabalık. Ancak bir saat sonra sıra bana geliyor. Eczacıya reçeteyi uzatıyorum. Okuyor;_" 1. Kilnese şurup...2. 500 mg. Ruzuh kapsül...3. 1000 mg. Kulultum..." Eczacı şaşkın.Bir kağıda bakıyor bir bana. Abi bu reçeteyi sana kim yazdı?. Sen bu ilaçları, Dünya,da bulamazsın. Fakat sabırlı bir insana benziyorsun. Bekle, bakarsın bir gün çıkar... "" SESSİZCE ALIVERDİ, SENİ NİSAN YAĞMURU,,,NE YAPAYIM BEN SENSİZ, NE YAPAYIM GURURU...YARIM KALDI ŞARKILAR, YARIM KALDI UMUTLAR,,,ŞİMDİ HER YER KARANLIK, İŞTE HEPSİ BU KADAR..."""
Lütfen bekleyin...