Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
2675 kayıt.
Emre Kıyıcı Emre Kıyıcı
21 Mayıs, 2011 at 19:02
merak ediyorum şu Sasondaki müdür arkadaş neden her fotoğraf görüntülerinin ardından reklam kokan hareketler içine giriyor. :))
Lütfen bekleyin...
Necmettin KIYICI Necmettin KIYICI
20 Mayıs, 2011 at 10:00
Bilkan yazın için teşekkür ederim. Önce Kemal Köye gittim. Diploma defterlerini buldum, sayfa sayfa fotoğraf çektim, sonra yıl yıl sitede göründüğü şekilde excel dosyasında yazdım. Harcanan emek olsun önemli değil, önemli olan köyümüz ile ilgili tüm bilinenlerin,belgelerin, vs. herşeyin kayıt altına alınması... İşin güzelliği burada...Emek tabiki önemli ama köy için olunca......yeter ki emekle olacak şeyler olsun....her zaman ,hep birlikte varız...
Lütfen bekleyin...
BİLKAN YAVUZ BİLKAN YAVUZ
18 Mayıs, 2011 at 14:00
valla hocam ellerine emeğine sağlık nereden buldunuz o diploma tarihlerini gerçekten çok uğraş gerektiren bi iş sizi tebrik ederim
Lütfen bekleyin...
ulaş kıyıcı ulaş kıyıcı
17 Mayıs, 2011 at 15:14
haftanın sorusunun cevabı.sena serçe yani İlkay ablanın kızı
Lütfen bekleyin...
Ayhan KIYICI Ayhan KIYICI
16 Mayıs, 2011 at 09:23
Sayın Budakdoğancalılar; dün 4. Hıdırellez ve Bahar Şenliğimizi yaptık. Çok ta güzel oldu. Herkes çimlere ve çamların altına yayılmış, kadınlar birşeyler hazırlıyor, erkekler mangalın başında, gerçekten görülmeye değer bir manzara vardı dün gölette. Hele Orhan agam evden sofrayı kapmış gelmiş, çilingir sofrasına bağdaş kurmuş keyif çatıyordu oğulları ve Ferat Emir ailesi ile birlikte. Budakdoğanca Köyü Muhtarı olarak gurur duydum Budakdoğancalılarla. Bir çok ta misafirimiz aramızdaydı. Fakat ben köy muhtarı olarak daha çok katılım ve herkesin katılımını beklerdim. Çok geçerli mazereti olanları elbette anlayışla karşılıyorum. Ama her perşembe halı saha futbol maçı yaptığımız arkadaşlarımız nerede. Ben, Emin, Selim ve Ferattan başka kimse yoktu. Ben her hafta köyden maç için geliyorum, sizler yılda bir kez köyünüze piknik amaçlı gelemediniz. Eğlenceyi çok seven ağbilerimiz-kardeşlerimiz neredeydiniz? Çok mu önemli işleriniz vardı Pazar günü? Yine de katılan tüm köylülerime teşekkür ederim. Katılamayan köylülerimin de canları sağolsun, umarım önümüzdeki yıl aramızda olmayı seçerler. Tek amacımız birlikte olmak ve gelenekleri yaşatmaktır. Saygılarımla AYHAN KIYICI / MUHTAR
Lütfen bekleyin...
Özlem BOZKURT(DEMİREL) Özlem BOZKURT(DEMİREL)
13 Mayıs, 2011 at 13:24
Tüm Budakdoğancalı halkımızın ve çiftçilerimizin 14 MAYIS ÇİFÇİLER GÜNÜnü kutlarım. Allah bereketinizi ve kazancınızı arttırsın. Özlem BOZKURT.
Lütfen bekleyin...
Hamza AKSAZ Hamza AKSAZ
10 Mayıs, 2011 at 18:57
İlkönce Budakdoğanca köyü ve sakinlerine sevgilerimi iletirim.Edirnede 3 yıllık öğrenciliğim boyunca sadece bir köyünü ziyaret edebildim.O güzelim Budakdoğanca köyünü ve misafirperverliğini hiç unutamadım.Başta evinde bir gece misafir edildiğimiz İsmail-Nesibe Kıyıcının misafirperverliğini hiç unutamıyorum.Nesibe anneye Allah gani gani rahmet eylesin.Yattığı yerler nur olsun.Eğer bir gün Edirneye yolum düşerse başta Nesibe annenin mezarını ziyaret edip,bize gösterdiği ilgiden dolayı minnettarlığımızı bildirmek isterim..Saygılarımla Hamza AKSAZ Burdur Endüstri Meslek Lisesi Fizik öğretmeni
Lütfen bekleyin...
Necmettin KIYICI Necmettin KIYICI
6 Mayıs, 2011 at 07:41
Merhum Volkan Fındıka Allahtan rahmet dilerim. Başta Acılı babası Ahmet ağbi ve annesi Leyla yenge olmak üzere tüm Fındık Ailesinin Başı sağolsun.
Lütfen bekleyin...
Cem SAKARBALKANIGEÇEN Cem SAKARBALKANIGEÇEN
3 Mayıs, 2011 at 23:32
vallahi bizim düğünlerimizde böyle güzel hareketler görmedim ben. gelin ve arkadaşları çok senkronize hareketler sergilemiş ve müthiş bir görüntü ortaya çıkarmışlar. tebrik etmek gerek...
Lütfen bekleyin...
Necmettin KIYICI Necmettin KIYICI
3 Mayıs, 2011 at 20:34
Elbette bizimkiler de düğün. Fakat burada gelin ve arkadaşlarının folklorik tarzda oynamasına dikkat çekmek istedik. Köylülerimizle paylaştık. Hepsi bu.
Lütfen bekleyin...
bilkan yavuz bilkan yavuz
3 Mayıs, 2011 at 14:49
eğer bu düğünse bizim yaptıklarımız ne oluyo açıkçası çok merak ettim
Lütfen bekleyin...
ALİ AKSÖYEK ALİ AKSÖYEK
1 Mayıs, 2011 at 16:26
1 MAYIS DÜNYA İŞÇİ SINIFININ BİRLİK ve DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN. ALİ AKSÖYEK
Lütfen bekleyin...
FATMA FINDIK FATMA FINDIK
30 Nisan, 2011 at 19:30
1 MAYIS NASIL DOĞDU VE NEDEN TÜM DÜNYADA KUTLANIYOR? Avrupa ve Amerikada 19. yüzyıl boyunca çok kötü çalışma koşulları içinde çalışan işçiler, yaşadıkları koşulları değiştirmek üzere bir çok grev ve direniş gerçekleştirdiler. Amerikan ekonomisinin 1860lı yıllardan itibaren büyük sorunlar içine girmesiyle işverenler 1874 yılında dört eyalette birden ücretlerin düşürülmesine karar verdiler. İşçiler bu karara karşı direndi. 13 Ocak 1874 günü düzenledikleri kitlesel bir toplantı, polis tarafından bastırıldı. Pek çok işçi yaralı ve tutuklı. Kısa bir süre sonra Pensilvanyada kömür işçileri de harekete geçti. Direniş kanlı bir biçimde kırıldı, 10 işçi lideri asıldı, 14ü zindanlara atıldı. Bu arada Amerikan işçi sınıfının kanı pahasına sürdürdüğü direniş sürerken işverenlerin baskısı da yoğunlaşıyordu. 1877 yılında bütün baskılara rağmen 8 saatlik işgünü isteyen ve ücretlerinin düşürülmesini protesto eden işçiler eylemlerini doruğa ulaştırdı. Bu eylemlerde demiryolu işçileri 12 ölü verdi. 1877 direnişi de kanlı biçimde sona erdi. Ama işçi sınıfı örgütlenmesini sürdürdü. 1 Mayıs 1886 günü Amerikan işçileri genel greve çıktı. 80 bin işçi sekiz saatlik işgünü için direnişe geçti. 3 Mayısta Chicagoda direnişçi işçilerin üzerine ateş açıldı. Yüzlerce işçi çoluk çocuk demeden vuruldu, bir çoğu hapse atıldı. Olayı protesto eden işçiler, ertesi gün yeniden alanlardaydı. Kalabalık dağılırken bir kışkırtıcının attığı bomba ortalığı karıştırdı. Bunun üzerine polisler gösterilere katılanlara karşı silah kullı. Olaylar sonunda dört işçi önderi idam edildi. 1888 Aralıkında toplanan Amerikan İşçi Federasyonu 8 saatlik işgünü elde edilinceye kadar, her yıl 1 Mayısta kitle gösterileri düzenleme kararı aldı. Aynı aylarda birbirinden habersiz olarak Fransız ve Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonları sekiz saatlik işgünü için mücadele kararı alıyordu. 14-21 Temmuz 1889da Paris kongresi ile kuruluşu gerçekleştirilen 2. Enternasyonal, 1 Mayısı işçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günü ilan etti. 1890 yılından sonra 1 Mayıslar bütün ülkelerde uluslararası işçi bayramı olarak kutlanmaya başlı. Bir çok ülkede 1 Mayıs tatil günü olarak kabul edildi. 1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) kuruluş kongresinde 8 saatlik işgünü karara bağlı. Bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde 1 Mayıslar artan bir coşku ve heyecan ile kutlanıyor. Ve yine bugün tüm dünyada birkaç ülke dışında, 1 Mayıs yasal olarak "İşçi Bayramı"dır ve genel tatildir. ÜLKEMİZDE 1 MAYIS KUTLAMALARI Ülkemizde ilk 1 Mayıs kutlamalarına 1906 yılında yapıldı. 1 Mayıs son yıllara kadar hemen hemen her dönem "komünistlik"le eş anlamlı görüldü ve çoğunlukla yasaklı veya olaylı geçti. Osmanlı İmparatorluğunda ilk 1 Mayıs, II. Meşrutiyetin ilanından bir yıl sonra, 1909da Üsküpte Bulgar, Sırp ve Türk işçilerin katılımıyla kutlı. 1910da 1 Mayıs, Selanik ve başta birkaç Rumeli şehrinde kutlı. 1911de ise, Üsküp, Selanik, İstanbul, EDİRNE ve Trakya şehirlerinde kutlı. Selanikteki gösteriye 14ten fazla sendika, Yahudi, Bulgar, Yunanlı ve Türk işçiler katıldı. Yük arabası sürücüleri, mavnacılar, liman ve yükleme-boşaltma işçileri iş bıraktı. 1912 yıllarında 1 Mayısın daha geniş katılımlarla kutlı. 1920, 1921, 1922 ve 1924 yıllarında İstanbul ve değişik bölgelerimizde de 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. 1 Mayıs 1925 yılındaki kutlamaların ardından, ülkemizdeki sendikalar yoğun bir baskıyla karşı karşıya kaldılar. 1925 yılında çıkarılan bir yasa ile 1 Mayıs Bahar bayramı olarak ilan edildi. İkinci dünya savaşı sonuna kadar ki yıllarda her 1 Mayısta ülkede olaylar olacak gibi bir kaos yaratıldı ve işçiler üzerinde baskılar yoğunlaştırıldı. İkinci dünya savaşından sonra ülkemizde sendikacılık hareketinin yeniden gelişmesi ve özellikle Uluslararası sendikacılık hareketi ile tanışmasıyla birlikte, 1 Mayısın işçi sınıfının birlik ve Uluslararası dayanışma günü olduğu anlaşılmaya başlı. 1960lı yıllarda işçi sınıfı çeşitli nedenlerle bölünmüş durumdaydı. 1967 yılında DİSK kuruldu. 1976 yılında DİSKin öncülüğünde 1 Mayıs İstanbul Taksim meydanında yüzbinlerin katılımı ile kutlı. Bu kutlamadan, İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma bilincinin ulaştığı boyutlardan rahatsız olan sermaye çevreleri 1 Mayıs 1977 yılı 1 Mayısında artık "1 Mayıs Alanı" olarak anılmaya başlayan Taksim Meydanında, yüzbinlerce işçinin katıldığı kutlamayı kana buladılar. İşçi sınıfı düşmanlarının saldırıları sonunda 37 şehit verildi. Bu katliama karşı işçi sınıfımız 1978 1 Mayısın da yine 1 Mayıs Alanındaydı. Daha sonra, sıkıyönetim ve ağır baskılar altında 1 Mayıs çeşitli illerde yığınsal olarak kutlı. 12 Eylül öncesi son 1 Mayıs kutlaması Mersindeydi. 12 Eylül sonrası tüm yasak ve engellemelere rağmen 1 Mayıs değişik illerde değişik etkinliklerle kutlı. 1992 yılında ise TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK 1 Mayısı alanlarda birlikte coşkuyla kutlı. 1 Mayısın "Komünist bayramı" olduğunu ileri sürenler, ya gerçekleri bilmemektedir ya da patronların yani sermayenin bizi bölme çabalarına bilinçsiz yada bilinçli olarak alet olmaktadırlar. Çünkü 1 MAYIS Türkiyenin ve dünya işçi sınıfının birlik ve uluslararası dayanışma günüdür. 1 MAYIS DÜNYA İŞÇİ SINIFININ BİRLİK ve DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN
Lütfen bekleyin...
ilhan AYDEMİR ilhan AYDEMİR
27 Nisan, 2011 at 18:19
Sevgili dostlar; Hayatımda keşke sözcüğünü çok az kullanırım.Yaptıklarım için keşke yapmasaydım dediğimi anımsamıyorum.Yapmadıklarım ya da yapamadıklarım için belki keşke demişimdir. Bunlardan biri de zaman zaman tembelleşmem,kişisel işlerimi öne alarak dostlarımı ihmal etmemdir.Keşke bu şekilde davranmasam. Sevgili dortlar; İnsan önem verdiği değerler için keşke der.Az önce keşke sevgili dostlarımı bu kadar boşlamasaydım diye düşündüm.Düşündüm ve hemen yazmaya başladım.Ancak konu yok,plan yok böyle olunca yazmak zorlaşıyor. Aslında size bir selam dostlar diyeceğim,buradayım diyeceğim,hayattayım yaşıyorum sizi unutmuş , sizden vazgeçmiş değilim diyeceğim de kuru kuruya selam olmuyor.Selamın altını,sağını,solunu doldurmak lazım.Neyle dolduralım? Bak işte burada bir keşke çıktı ortaya; Budakdoğanca keşke İlhan AYDEMİRi daha yakından tanıyabilseydi.. İşte o zaman;dostlarım doğru olduğuna inığımın,güzel diye sevdiğimin peşinde olduğumu daha iyi görürlerdi. Dostlar ben bir öğretmenim,otuz yıl boyunca doğru olduğuna inığımı öğretmeye çalıştım.Yanıldığım olmuştur ancak doğrularımdan asla ödün vermedim.Sözümden dönmedim. Öğretmen olarak işimi çok sevdim.Sevildim.Çok çalıştım.Yorulmadım. Hatalarım olmuştur mutlaka.Keşke her zaman doğru kararlar alabilseydim.Şimdi geriye dönüp baktığımda yok denecek kadar az olan pişmanlıklarımdan biri de siz sevgili dostlarımı ihmal etmiş olmam.KEŞKE etmeseydim...
Lütfen bekleyin...
ali aksöyek ali aksöyek
24 Nisan, 2011 at 15:56
23 Nisan 2011 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: Bugün 23 Nisan 2011 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 91. yılını kutluyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı 23 Nisan 1920, Ulusumuzun babadan oğula geçen saltanat yönetimini terk ederek halkın kendisini, seçtiği temsilcileri aracılığı ile yönetmeye başladığı günün adıdır. Devletimizin yönetim sisteminde bu tarihle başlayan büyük değişim, Türk Ulusunun binlerce yıllık tarihindeki en büyük devrimi simgeleyen 29 Ekim 1923te Cumhuriyetin ilanı ile sonuçlanmıştır. Büyük Önderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ilk Meclisin açıldığı 23 Nisan 1920 gününü Ulusumuza aynı zama Çocuk Bayramı olarak armağan etmiş ve bu yönüyle de büyük Önderimiz dünya ölçeğindeki eşsiz liderliğini bir kez daha göstermiştir. Doksan bir yıl önce kurulan genç Cumhuriyetimiz, bu geçen süre içerisinde pek çok güçlüklere rağmen tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmiş ve Türk Ulusu ATATÜRK İlke ve Devrimlerini, Cumhuriyetin temel niteliklerini özümsemiştir. Cumhuriyetimizin en önemli kuruluş felsefesi olan "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" ilkesi, ülkemizi ilgilendiren siyasal, ekonomik, iç ve dış her türlü kararların sadece Türk Ulusuna ait olduğu, başkaca hiçbir ülkenin veya yabancı kuruluşların bu kararlarda hükümranlık hakkı olamayacağı ve egemenlik haklarımızdan kısmen veya tamamen vazgeçme anlamına gelen her tür teslimiyetçi siyasal anlayışlara kesinlikle izin verilemeyeceğini ifade eder. Ancak ne yazık ki son yıllarda demokrasi, insan hakları ve yerel yönetimleri güçlendirme adına dış güçlerin etkisiyle yapılan bazı düzenlemelerin etnik ve dinsel ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirdiği ve ülkemizde bir kardeş kavgası yarattığı bir gerçektir. Ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve Anayasamızın değiştirilemez ilkeleri çerçevesinde bağımsız bir ülke olarak tek amacımız akıl ve bilimin önderliğinde çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve onu da aşmaktır. Binlerce yıllık ortak bir tarih ve kültürel birikimin yarattığı Türk Ulusu, bütün sorunlarına çözüm bulacak ve uygulayacak güç ve yetenektedir. Her kuşak kendisinden sonraki kuşaklara daha iyi bir Türkiye bırakmak durumunda ve sorumluluğundadır. Bu, Ülkemize ve yarının büyükleri çocuklarımıza olan en temel görevimizdir. Not: Edirne Lisesinin kuruluş yıl dönümünüde bu vesileyle kutluyorum.
Lütfen bekleyin...
ali aksöyek ali aksöyek
22 Nisan, 2011 at 13:43
Dünyanın en akıllı köyü: Almanyadaki bazı beldeler kendi enerjisini üretip dışardan elektrik alma mecburiyetinden kurtuluyor. 11 Nisan 2011 Pazartesi 14:31 Kaynak: ntv Deutsche Welle Türkçenin haberine göre, Brenburgdaki küçük bir köy enerji şirketlerinden tamamen bağımsız olmayı da başarabilmiş. Sera gazları ve nükleer teh natif enerji arayışını hızlırdı. Almanyanın 2050 yılına kadar elektrik ihtiyacını tamamen yenilenebilir enerjilerden karşılayabileceği belirtiliyor. Çevre dostu enerji üretmek prensip olarak oldukça basit. Rüzgâr türbinlerine artık herkes alıştı. Zirai atıklardan elde edilen biyo enerji de çevreye zarar vermeden elektrik üretmenin bir yolu. Almanyadaki birçok beldede, ek elektriğe ihtiyaç duyulmayacak miktarda yenilenebilir enerji üretilebiliyor. Bazı belediyeler dev enerji şirketleri ile onların elektrik şebekesinden tamamen bağımsız olmanın yollarını deniyor. Doğu Almanyanın Brenburg eyaletine bağlı Feldheim köyünün başka köylere benzemediği, ana caddeyi geçer geçmez belli oluyor. Köyü çevreleyen tarlalardaki 43 rüzgâr türbini köyün ihtiyacından çok daha fazla, 4,3 megavat elektrik üretiyor. Ama sadece elektrik satmak Feldheimlılara yetmiyor. Köylüler kendi elektrik şebekelerini de kurmuşlar. Her köy sakini 1500 euro yatırmış. Bütün enerji altyapısı 150 Feldheimlının ortak malı. Köy sakinlerinin elektrik faturası yüzde 75 oranında ucuzlamış. On yıl da fiyat değişmeme garantisi almışlar. Belediye Başkanı Michael Knape bu cesur girişimin meyvelerini toplamaya başladıklarını ve diğer belediyelerden bu işi nasıl başardıklarını öğrenip akıl almaya gelenlerin olduğunu söylüyor. Böyle bir büyük hamle için projenin çevre dostu olduğu kadar ekonomik olduğuna da halkı ikna etmek şart. Çünkü elektrik kullanmak için fişi prize sokan abone haklı olarak, bu işten kârının ne olacağını bilmek ister. Feldheimlılar rüzgâr esmediği zaman da elektriksiz kalmamak için ahırların yakınına dev tanklar yerleştirmişler. Hayvan dışkısı ve diğer organik atıklar bu tanklarda mikroplar tarafından gaza dönüştürülüyor ve bu gaz da jeneratörü işletip elektrik üretiyor. Türbin ve jeneratörün çıkardığı ısıyla da köydeki evler ısıtılıyor ve Feldheim dışarıdan hiç enerji hammaddesi almak zorunda kalmıyor. Feldheim enerji kaynağı limitet şirketinden Werner Frohwitter, bu sayede paranın da köyde kaldığını anlatıyor. Yeni proje tamamlanıp faaliyete geçene kadar her yıl yaklaşık 100 bin euroluk kalorifer yakıtı alan köylüler enerji faturalarının küçülmesinden son derece memnunlar. Sıra, 1990lı yılların ortalarında dikilen rüzgâr türbinlerinin yenilenmesine ve yerlerine daha verimli rüzgâr güllerinin dikilmesine gelmiş. Belediye başkanı kendi kendine yeten enerji projesini bütün beldeye yaymakta kararlı. Michael Knnape, bu plan gerçekleştiği takdirde 8 bin Brenburglunun özel şirketlere bağımlı olmadan enerji ihtiyacını karşılayabileceğini söylüyor. Belediye başkanına göre, bu kadar ucuz elektrikle her şeyin yapılabilmesi ekolojik kendi kendine yeterlilik sisteminin kabul görmesini kolaylaştırıyor. Köyün tam ortasında bir de enformasyon ofisi var. Yerel enerji kooperatifi otuz kişiyi istihdam ediyor. Belediye başkanı personel sayısının daha da artacağını söylüyor. Knapenin en büyük arzusu ise bu örnek projeyi bütün Alman beldelerine tanıtıp, çevre dostu teknolojilerle ekonomik bağımsızlığa kavuşmanın hiç de zor olmadığına kamuoyunu ikna etmek.
Lütfen bekleyin...
metin özdoğan metin özdoğan
20 Nisan, 2011 at 15:15
Metin Özdoğan Şiirlerini Okumak İsteyeneler Şiir evreni Sitesinden Bulabilirler. Sayfa 11 de...
Lütfen bekleyin...
Necmettin KIYICI Necmettin KIYICI
17 Nisan, 2011 at 15:57
B şıkkı doğru cevaptır. B) Üj bej dakkaya dolar
Lütfen bekleyin...
faruk ARABACI faruk ARABACI
10 Nisan, 2011 at 18:34
Sevgili Hocam, sana sonuna kadar katılıyorum ve seni çok iyi anlıyorum.Neticede bir futbol maçıdır, yenersin yenilirsin.Ama mühim olan birlik ve beraberliktir, dediğin gibi..Bence sizleri yalnız bırakanlar,aslında kendilerini yalnız bırakmıştırlar ve asla bunun farkına varamayacaklar..Sağlık olsun be hocam, gün gelecek bazıları sizin gibi değerleri çok arayacaklar,çok arayacaklar... Not: İş gereği İstanbulda olduğum için aranızda değildim,üzgünüm...
Lütfen bekleyin...
ALİ AKSÖYEK ALİ AKSÖYEK
9 Nisan, 2011 at 22:11
Nükleer Enerji: Uranyum ve plütonyum gibi radyoaktif elementlerin çekirdeklerindeki proton ve nötronları bir arada tutan enerjinin ortaya çıkarılması esasına dayanır. Dünyadaki elektriğin yüzde 20si nükleer santrallerde üretilir. Nükleer santraller dünyanın pek çok yerinde bulunmasının yanında atmosferin kirlenmesine sebep olur. Nükleer enerji santrallerinde elektrik ucuzdur fakat santralin maliyeti oldukça pahalıdır. En büyük sorun nükleer atıkların saklanmasıdır. Nükleer enerji uranyum atomunun çekirdeğinin parçalanması sonucu açığa çıkar. Radyo aktif elementler doğaya alfa, beta ve gama ışınları saçar. Bu ışınlardan en zararlısı gama ışınlarıdır. Kilometrelerce yol alır. Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine ( 6–9 Ağustos 1945) atılan atom bombaları şehirleri yerle bir etmiş. Binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Akkuyu nükleer santrali yerine natif yenilenebilir enerji kaynakları seçenekleri kullanılmalıdır. Gelişmiş ülkeler ömrü tükenen atom reaktörlerini kapatmakta natif enerji kaynaklarına yönelmektedir. Hidroelektrik santraller, Güneş enerjisi, Rüzgar enerjisi, Dalga enerjisi, Biyo-kütle enerjisi ve jeotermal enerji gibi doğa dostu enerji teknolojilerini kullanmalıyız. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların 150–200 yıl rezervlerinin kaldığı hesaplanmaktadır. Gelecek nesillere güzel ve yaşanılır bir dünya bırakmak en büyük görevimizdir. Not: İstanbul Üsküdar Şemsipaşa İlköğretim Okulu Öğrencileri 2010–2011 Öğretim Yılı Bilgi ve Kültür yarışmasında il deki finalde ilk üçe kaldı. Öğrencilerimizi kutluyor. Finalde de başarılarının devamını diliyorum. Saygılarımla. Ali Aksöyek Fen ve Tek. Öğretmeni
Lütfen bekleyin...