Ziyaretçi Defteri
2675 kayıt.
Sevgili Eray sesin soluğun hiç çıkmıyor özlettin futbol yorumlarınla kendini... Gazeteye baktım şimdi puan cetvelinede 7. cilik iyi ya Gs dan iyisiniz.. ee nede olsaQ7 niz var. Sevgiler 🙂
Tüm kadınların "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü" En İyi Dileklerimle Kutlarım.
Ali Aksöyek
Tüm kadınların , 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım..
Kadınlar, insanlığın kurtuluşunun; barışın, hoşgörünün ve çoğulculuğun teminatıdırlar.
Canla ve direniş bilinciyle kazanılan en değerli kadın haklarından biri olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, insanın insan olma yolculuğunun kilometre taşlarından biridir. Kadınların öncülüğünde, halk kitleleri, 16 yaşın altındaki çocuklar köleci çalışma koşulları ve ücret sistemine karşı en büyük kazanımlarını ele geçirmişler, zafer kazanmışlardır; canları pahasına. Yanarak ölmüşler ama ışıkları bugünleri aydınlatmıştır.
8 Mart Dünya emekçi Kadınlar Günü, insan olmanın erdemine varan, emeğin en yüce değer olduğunun bilincinde olan bütün kadınlarımıza kutlu olsun
Futbol turnuvası duyurusu hem gençlere, hem de veteranlara. Muhtarın akşam bana telefon da söylediği 3 te 2 genç, 3 te 1 veteran şeklinde bir takım çıkarmak. Turnuvada 5 yabancı oynayabiliyor. (Muhtarımız yabancıya karşı) Yerli oyuncu ve yerli teknik direktörde ısrar ediyor. Galatasaraya Riikart ve Haci geldi de ne oldu? diyor. Ama Feldkampı kovunca yedek yerli hoca (adını hatırlayamadım) takımı şampiyon yaptı diyor.. Bu arada katılım bedeli 400 TL.dir. Selamlar....
haftanın sorusunun cevabı bilkan yavuz
Konu futbol turnuvası ise yorum yapmadan olmaz.Yalnız duyuru gençlere mi veteranlara mı?Ayrıca ben genç miyim vetaran mıyım?Turnuvaya katılım şartları neler? vs,vs... Cevapları bu akşam halı sahada bulabiliriz eminim... Saygılar...
Sevgili gençler ve kendini genç hisseden veteran futbolcularımız; 2.Tayakadın Köyü Şehit Cem Havale Turnuvasına katılmak istermisiniz? 19 Martta kura çekimi var. Görüş ve önerilerinizi buraya yazarsanız seviniriz...
Muhasebeciler Haftası nedeniyle Emel ALTAY, Yılmaz FINDIK, Yüksel TÜKENMEZ,Erdem YILDIZ, Ahmet ERSAÇMIŞ, Ruhsen AKKURT ve adını anımsayamadığım tüm Budakdoğancalı Muhasebecilerin "1 Mart Muhasebeciler Gününü" kutlarım...
Kim Bu sorusunun cevabı Yavuz ailesinden yakışıklı kardeşimiz "Bilkan Yavuz"
ANNE BABALARA ÖNERDİĞİMİZ EĞİTİMLE İLGİLİ KAYNAK KİTAPLAR
1. Çocukta İç Disiplin mi, Dış Disiplin mi? / Thomas Gordon / Sistem Yayınları
2. Etkili Anne Baba Eğitiminde Uygulamalar / Thomas Gordon / Sistem Yayınları
3. Beni Duyuyor musun? Bir Cadı Masalı / Leyla Navaro / Remzi Yayınları
4. Çocuğunuzun İlk Altı Ayı / Prof.Dr. Haluk Yavuzer / Remzi Yayınları
5. İnsan Olmak / Engin Geçtan / Remzi Yayınları
6. İletişim Donanımları / Doğan Cüceloğlu
7. Duygusal Zekâ / Daniel Goleman / Varlık Yayınları
8. Çocuk Eğitiminin Anahtarı /Tony Humphreys / Epsilon Yayıncılık
9. Yaşamın Sihirli Yılları / Prof.Dr.Ayla Oktay / Epsilon Yayıncılık
10. İletişim Çatışmaları ve Empati / Prof.Dr.Üstün Dökmen / Sistem Yayıncılık
11. Düşe Kalka Büyümek / Yankı Yazgan / Epsilon Yayıncılık
12. Babacığım Neredesin? (Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü)/ Doç.DR. Sefa Saygılı, Ped. Ali Çankırılı / Elit Yayınları
13. Benimle Oynar mısın Anne? (365 Oyun) / Ped. Ali Çankırılı / Timaş Yayınları
14. Rota Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Dizisi
15. Morpa Çocuk Gelişimi Dizisi
16. TÜBİTAK Okul Öncesi Kitaplar Dizisi
17. TÜBİTAK Çocuk Kitaplığı Dizisi
18. TÜBİTAK Gençlik Kitaplığı.
1972 yılı Mayıs ayında öğretmenimiz Nermin Kayalıdere, 5.sınıfta okuyan rahmetli Cihangir Arabacı ve Muharrem Şahini Kepirtepe Öğretmen Lisesi Yatılı sınavlarına götürmüştü. O zaman öğretmen lisesini bitirince sınıf öğretmeni olunuyordu. 1973 yılında öğretmenim benim de sınavlara girmem için başvuru yaptı. Hatta bana o zamanlar test kitabı aldı çalışmam için. Ama her ne olduysa, hangi sebepten dolayı şimdi hatırlamıyorum, beni sınava götürmedi. Çok üzülmüştüm. Fakat yine de ortaokula gitmem için çok baskı yaptı babama. O zamanlar bizim bakkal dükkanımız vardı, ben bakkal da duruyordum, babam beni göndermek istemiyordu ortaokula. Nermin öğretmen beni Kepirtepe sınavına götürmedi ama ortaokula gitmeme neden oldu. Buradan Nermin KAYALIDERE öğretmenimi bir kez daha saygı ile anıyorum. Emekli olduğunu ve Uzunköprüde yaşadığını duydum. Arıyorum ama yeni soyadını bulamayınca ulaşamadım bir türlü. Ali Aksöyek öğretmenim yazınca aklıma geldi, lise sınavlarına girdiğimde 1979 yılı idi. Ülkemizde siyasi olaylar vardı. İl dışına çıkmak istemediğimden Edirne Eğitim Fakültesi Fizik Öğretmenliğini 1. tercih yaptım. 2.tercih ODTÜ Fizik,3.tercih İstanbul Siyasaldı. Hepsi tutuyordu ve doğal olarak 1.tercihe yerleştik. Hayatımdan memnunmuyum? Evet çok memnunum ama Siyasal da okusaydım yaşamımın yönü çok daha değişik olurdu diye düşünüyorum.Şimdi yeğenim Eray benim hayal ettiğim bölümde okuyor. Herkesin istediği bölümde okuması dileğiyle....
Başarının sırrı bu hikayede saklı
Elazığda doğan ve yaşayan küçük Esranın, ilkokulu bitirdikten sonra çok iyi Anadolu liselerini tutturmasına rağmen ihtilal öncesi ortamın karışıklığını öne süren babası tarafından okuması engellendi. Esra, çok genç yaşta evlendirildi; ardından üç çocuk annesi oldu. İlk oğlu Emrahın Anadolu Lisesi sınavlarında iyi bir netice alacağını düşünürken, Emrah 100 sorudan sadece 15 net çıkarabildi. Anne Esra, şoke olmuştu. Bu durumu kabul edemiyordu. İlkokul mezunu olduğu halde, oğluna çok tempolu bir şekilde ders çalıştırmaya başladı. Önce kendisi öğreniyor; ardından oğluyla birlikte çalışıyorlardı. Ailedekilerin ve çevredekilerin bu çabalardan çok fazla umudu yoktu. Ne var ki, Emrah sömestr tatilinden sonra netlerini 100 soruda 96ya kadar çıkardı. Girdiği sınavda Türkiyede ilk 500e, Elazığda ilk 5e girdi. Dershanesinde ise 120ncilikten birinciliğe yükseldi. Anne Esra, çok sevinçliydi. Ehliyet almak üzere bir kursa yazılmaya gitti. Kurstaki görevli eğitimini durumunu sorunca ilkokul mezunu olduğunu söyledi. Görevli de kendisine dışarıdan mı bitirdiğini sordu. Bu olay, anne Esranın yüreğini burktu. Hem eğitim durumu sorulduğunda neden "Ben üniversite mezunuyum" diyemiyordu ki? Kurstan eve döndükten sonra eşi ile konuştu. "Ben" dedi, "Ortaokulu, liseyi bitirmek istiyorum. Üstelik üniversiteye gitmeyi düşünüyorum." Eşinin de desteğini alan, bir taraftan üç çocuklu bir ailenin sorumluluğunu üstlenen anne Esra, dışarıdan ortaokul ve lise bitirme sınavlarına girmeye karar verdi. Karar verdikten sonra çok kısa bir sürede iki ay içinde önce ortaokul diplomasını, ardından ise lise diplomasını almaya hak kazı. Oğlunu sınavlara hazırlarken tüm okul içeriğini öğrenmiş ve çok zorlanmadan sınavları geçmişti. Şimdi sıra üniversite sınavındaydı. Üniversitede örgün eğitim yapan bir bölümü kazanmak, açık ortaokul ve liseyi bitirmeye benzemezdi. Ancak kendisinin sınavı kazanacağına inancı tamdı. 1995 yılında Fırat Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü kazanarak üniversite öğrenimime başladı. Üç çocuk annesi bir kadın nasıl üniversite okuyacaktı? Vizeler, finaller derken okulu uzatmadan 1999 yılında iyi bir dereceyle mezun oldu. Master yapmak istiyordu. Bu kadarı da uçuk bir hayaldi, bir anneydi o. Anneler master yapmaz, çocuk büyütürdü. Derken 1999 yılında mezun olduktan hemen sonra aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi görmeye başladı. 2001 yılında yüksek lisans öğrenimini tamamladı ve yine aynı yıl aynı bilim dalında doktora programına kabul edildi. 2007nin Ağustos ayında doktorasını tamamladı. Küçük Esra, önce anne Esra olmuş, ardından öğrenci Esra olmuş ve doktoranın tamamlanması ile birlikte Dr. Esra Hanım olmuştu. Doktora tezi oldukça ilginçti; televizyonun ev kadınlarının gündelik yaşamlarını nasıl etkilediğini araştırdı. Kadınların yaşamlarında televizyon dizilerinin etkisi o kadar ilginçti ki, tezi ulusal gazetelerde bile haber oldu. Bu arada mezun olduktan sonra Elazığda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı değişik okullarda sınıf öğretmeni olarak görev yaptı. Şu a özel yetenekli çocukların eğitim gördüğü Elazığ Bilim ve Sanat Merkezinde rehberlik biriminde öğretmenliğe devam ediyor.
Dr. Esra Gülmezin büyük oğlu Emrah, Bilkent Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi. Şu a Hollada çalışıyor. İkinci oğlu Yunus Taha Hacettepe Eczacılıkta öğrenci, üçüncü oğlu Emre ise Amerikada Berkeley Üniversitesinde öğrenci. Melih Arat
değerli veliler; inanılmaz bir başarı öyküsü ben çok beğendim. bu linki tıkladığınızda dr. esra gülmezin başarı hikayesini okurken sizlerde inanmakta güçlük çekeceksiniz. özellikle sınavlara hazırlanan öğrencilerin odalarının duvarlarına yapıştırıp örnek alacakları bir başarı öyküsü 20 tanede yorum yazılmış. kısaca üç şey söyleyeceğim azim -disiplin- başarı
yazan : melih arat
http://www.kendinigelistir.com/inanilmaz-oyku/more-889
Görmüyordu, Duymuyordu ama insanlığın ışığı oldu
Renklerden ve seslerden mahrum Bir Çocuk. Tüm insanlık için insan beyninin ne büyük mucizeler yarattığının canlı örneğiydi. Helen Keller 27 Haziran 1880 de dünyaya geldi. Ancak henüz 19 aylıkken geçirdiği birkaç gün süren yüksek ateşli bir hastalık sonucunda görme, işitme ve konuşma yeteneklerini kaybetti. İnsanı adeta bir kara kuyuya hapseden bu rahatsızlık dış dünyayla bağlantısını kopardı. Bir buçuk yaşını henüz doldurmuşken böyle bir güçlükle karşılaşan küçük kızın konuşmayı öğrenmesi elbette çok zordu. Birtakım hırıltılar çıkarıyordu sadece. Durup dururken öfke nöbetlerine giriyor, tabakları kırıp döküyor ve odada kendisiyle birlikte olanlara saldırmaya başlıyordu. Birkaç doktor kendisine zihinsel olarak hasta teşhisi koydu. Ömür boyu bir akıl hastanesinde kalması öneriliyordu Helenin. Ailesi ise kızlarının zihinsel olarak hasta olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi. Küçük kız beş yaşından sonra kendisinin diğer insanlardan farklı olduğunu anlamaya başladı.. Düşünebildiği, hissedebildiği halde görememek, duyamamak ve konuşamamak onu çileden çıkarıyor, kendisine dayanılmaz acılar veriyordu. Sağı solu tekmeliyor, çığlık atıyor, kendisine yaklaşanları ısırıyordu. Öğretmeniyle yeniden doğdu. 3 Mart 1887 de küçük kız yeniden doğdu adeta. Artık yedi yaşındaydı. Ailesi Helene özel öğretmenlik yapması için genç bir bayan eğitmen tuttu. Anne Sullivan. Anne Sullivan anne ve babasını kaybetmiş ve kimsesizler yurdunda büyümüştü. Beş yaşında görme yetisini büyük ölçüde yitirmişti; ancak daha sonra geçirdiği iki operasyon sonucu normal baskıda hazırlanmış bir kitabı okuyabilecek kadar görebiliyordu. Anne Sullivan Helenle iletişim kurabilmek için ona parmaklarla yazmayı öğreterek başladı işe. Helen için bir oyuncak getirmişti yanında. Bu hediye oyuncağı işaret etmek için oyuncak anlamına gelen "doll" sözcüğünü Helenin avucuna parmaklarıyla yazdı. Helen avuçlarının içinde öğretmeninin parmaklarını hissedebiliyor, parmaklarıyla yazdıklarını tekrar edebiliyor ama yazdıklarının ne anlama geldiğini anlayamıyordu henüz. Bir gün Helenin elini akan musluğun altına tuttuğu bir a öğretmeni Anne Sullivan da diğer eline "su" sözcüğünün harflerini yazdı. İşte bu an sonra müthiş bir gelişme başladı. Helen bir elinde hissettiği serin suyla diğer elinde hissettiği parmakların yazdığı "su" sözcüğünü ilişkilendirebilmişti. Bundan sonra müthiş bir gelişme başladı. Ansızın ortaya çıkan bu kıvılcımla dünyanın kapıları küçük kıza ardına kadar açıldı. Hocasından eline geçirdiği her şeyi kendisine hecelemesini istiyordu. Artık sözcükleri ve yazılımlarını büyük bir hız ve hevesle öğrenebiliyordu. Helen Keller 1888de Körler Enstitüsüne başvurdu. 1890da konuşmayı öğrendi ve 1894 yılında New Yorktaki körler okuluna gitti. Redcliffe Kolejine başladığında Almanca ve Latince biliyordu. Daha sonra Fransızca ve Rusça öğrendi. Artık spor yapabiliyor, ata binebiliyor ve kağıt oyunlarını başarıyla oynuyordu. Pedagoji eğitimi aldı ve 1904 yılında 24 yaşına geldiğinde o artık üniversiteden mezun ilk sağır ve kör kişiydi. Mücadelesini "Her şey su ile Başladı" isimli kitabında anlattı. Parmak uçlarıyla Tanıdığı Yaşamı Bizden Daha İyi Tanıdı. H. Keller ışık ve sesten mahrum bir duyu hayatına sahipti; ama diğer algıları öyle güçlüydü ki karşısındaki insanın kişiliğini bile tartabilirdi. Kendisine gece ve gündüzü nasıl ayırt ettiği sorulduğunda şöyle cevap vermişti: gündüz hava ve kokular daha hafiftir. Mark Twain 19. yy. ın iki büyük kişisinden biri olarak tanımladığı Kellerin örnek yaşamı 1968de sona erdi. Helen Keller hayatı parmak uçlarıyla tanımıştı; ama eminiz ki hayat hakkında bizden çok daha fazla şey biliyordu.
Coşkun BOZKURT
İki fincan kahve ve kavanoz
Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız Bir gün bir profesör, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar; Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da evet doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii Ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde evet derler. Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek eveet diyerek; Ben Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım Der. Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız... diye, anlatmaya devam eder, çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. Bu Ara Bir öğrenci sorar; Peki, O iki fincan kahve nedir? Profesör gülerek: Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır.
Ali öğretmenim kitapların isimlerini not aldım en kısa zama alıp okumak istiyorum. İlginize teşekkür ederim. selamlar....
Ergenlik Sorunları
Doç. Dr. Sefa Saygılı
Kitapyurdu Fiyatı: 5,46 TL.
Ergenlik Dönemindeki Kızlarımızın Okul Psikolojisi
Salim Köse/ Hatice K. Ergin
8,86 TL.
Ergenlik
Laurence Steinberg
31,27 TL.
Ergenlik ve Genç Yetişkinlik
Nermin Çelen
10,92 TL.
Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı
Prof. Dr. Selahattin Şenol
12,48 TL.
Babacığım Neredesin?/ Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü
5,46 TL.
nesrin hanım; çocuklarınızın okuduğu okuldaki rehberlik servisinden " ergenlerde fizyolojik ve psikolojik sorunlar ve ergen davranışları ile ilgili " bir seminer düzenlenmesini talep etmeniz. sizlere çok yardımcı olacaktır. bizim okulumuzda bu konu ile ilgili rehberlik çalışmaları yapılıyor. öğrenciler için " emre kongarın kızlarıma mektuplar" "gülten dayıoğlunun sekizinci renk" kitaplarını öneriyorum. veliler için ;
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id110126 linkini tıkladığınızda ergen sorunları ile ilgili 6 adet kitap var.
Ergenlik Sorunları Doç. Dr. Sefa Saygılı ELİT YAYINLARI kitabını öneriyorum. umarım yaralı olmuşumdur. sevgi ve saygılar.
ali aksöyek
Değerli Ali Aksöyek öğretmenim ve köyümün diğer değerli öğretmen abilerim ve kardeşlerim sizden bi ricam var. Bana ve diğer anne babalara sizlerin okuduğu ve beğendiği çocukların ergenlik dönemi ve okul başarıları ile ilgili tavsiye edebileceğiniz kitap isimlerini yazabilir misiniz. Ali öğretmenimin son yazdıklarının kelime kelimesini oğlumun dersanesinin dünkü akm de yapılan geniş katılımlı toplantısında söylediler. aslında doğrular bir olunca söylenenler de benzer oluyor.o kitabın ismi ne acaba okumak isterim. sevgi ve saygılar...

