GenelTüm Haberler

Köyümüzün Yaşlıları ile Sohbet – Hüsmen Uludoğan

Köyümüzün yaşlılarından, 1926 doğumlu Hüsmen ULUDOĞAN ile köyümüzün tarihi ve yapısı hakkında bilgi almak amacıyla bir görüşme yaptık. Görüşme tarihi : 24/08/2007

Necmettin KIYICI: Merhaba Hüsmen amca. Köyün en yaşlı birkaç kişisinden birisin. Seninle biraz köy hakkında konuşmak istiyorum. Köye ne zaman ve nereden geldiniz?

Hüsmen ULUDOĞAN: 1935 yılında ben 10-11 yaşlarındayken Romanya’nın Silistre Bölgesinden Budakdoğanca Köyüne yerleştik.

Necmettin KIYICI: Siz geldiğinizde köyde kimler vardı? Sadece Bulgaristan’dan gelen Türkler mi vardı köyde?

Hüsmen ULUDOĞAN: Biz geldiğimizde çeşmenin aşağısındaki mahalleye yerleşen Türkler vardı. Bulgar yoktu. Türkler gelince onlarda göç etmiş. Bir de Tatarlar vardı. Köyün alt tarafında, arpalık mevkii Tatar Mahallesiydi. Sonra onlar öncelikle Eskişehir’e ve diğer bölgelere göç ettiler. Sadece Mücteba GÜLBAHAR kaldı. Mücteba aganın da yakınları vefat edince Kadir TÜKENMEZ ona sahip çıktı ve ölene kadar onlar baktı. Köy çeşmesi de biz geldiğimiz yıl yapıldı.

Necmettin KIYICI: Siz gelince Bulgar evlerine mi yerleştiniz?

Hüsmen ULUDOĞAN: Önce göç eden Tatarların evlerine yerleştik. Sonra Silistre’den 1938 yılında yeni göçler olunca şimdiki yukariki mahalleye iskan edildik. Bulgar evleri çeşmeden aşağıya doğru, aşağıki mahallenin bulunduğu yer, arpalık mevkiinin arkası ve maşatlığa kadar devam ediyordu. Hatta senin dedenin maşatlıktaki tarlasında Bulgarlardan kalma 2 katlı taş evi vardı. Onun alt tarafı Maşatlıktı yani Bulgar mezarlığıydı.

Necmettin KIYICI: Köy hakkında geçmişten daha neler biliyorsun?. Bildiklerini anlatabilir misin?

Hüsmen ULUDOĞAN: Biz buraya geldiğimizde Patron’da çok çalıştık. Rahmetli Mustafa Fındık’a Patron derlerdi. Onun karısı rahmetli Şafiye nine vardı. O bize eskileri çok anlatırdı. Şafiye nineden duyduklarıma göre, arpalık Tatar Mahellesiymiş. Çeşme başından Maşatlığa kadar olan yer Bulgar Mahallesiymiş. Sığır yolu ile hıdırellez korusu arası Türk mahallesiymiş.(Köy ilkokulunun üst tarafındaki tepe Asker kulesinin altı ise Çingene (Roman) mahallesiymiş. Köy o zamanlar çok büyükmüş. Birçok aile daha soyadı almadan göç etmişler.

Necmettin KIYICI: Az önce konuşma arasında mezarlık lafı geçti. Biraz daha anlatır mısın?

Hüsmen ULUDOĞAN: Maşatlıkta Bulgar mezarlığı vardı. Göletin üst tarafında Türk Mezarlığı vardı. Tekkeli Yolunda da Türk mezarlığı vardı. Koca Koruya giderken sol tarafta derin bir yol vardı. Oraya hırsız yolu derlerdi. Eskiden gece hırsızlar görünmeden o yoldan köye gelirlermiş. Hırsız Yolu ile Koca Koruya giden yolun arası da Türk Mezarlığıymış. Bir de Agacığının (Bosko İbrahim Özenci’nin babası Halil ÖZENCİ) evinin olduğu yer camiymiş ve hemen yanında mezarlık varmış. Daha sonra mezarlık olarak şimdiki mezarlık yeri kullanılmaya başlanmış.

Necmettin KIYICI: Agacığının evinin yerinde olan Cami sonra nereye taşındı?

Hüsmen ULUDOĞAN: Cami daha sonra Veysel YILDIZ’ın evinin yanında eski Bulgar evine taşındı. Daha sonra o evde rahmetli imam Aslan Akbulut kaldı. O zaman köy meydanı, Ahmet Emir’in evi ile Mahmut Vatan’ın evinin arasındaki meydandı. Mahmut Vatan’ın evinin olduğu yerde Arnavut İlyas Makina’nın evi vardı. İlyas aganın orada o zamanlar bakkal dükkanı vardı. İlyas aganın oğlu Yusuf 1951 yılında İstanbul’a göç etti. Onların kardeş çocukları vardı Muhtar ÇETİN. Onlar da 1953 yılında Edirne’ye göç ettiler.

Necmettin KIYICI: Sevgili Hüsmen amca verdiğin bilgiler için çok teşekkür ederim. Bizi köyümüz hakkında aydınlattınız. Daha sonra tekrar görüşürüz.

Hüsmen ULUDOĞAN: Bir şey değil duyduklarımı sana söyledim. Ama sen bir de Ayşegül Alptekin ile görüş. Ben 82 yaşındayım, o 88 yaşında. Ayşegül abla daha fazla bilgiye sahiptir.

Necmettin KIYICI: Evet Ayşegül teyze ile de kısa süre içinde görüşelim. Ondan da köyümüzün geçmişi ile ilgili bilgi alalım. Sağol Hüsmen amca.