Ziyaretçi Defteri
2675 kayıt.
Merhaba sevgili Arkadaşlar...Aslında bunun pek önemi yok ama yinede içim rahat etmedi.Geçenlerde site yönetiminin açıklamasını unutuvermişim. Bir kaç kelime içine ( a. n. d) harfleri denk gelmiş. Yani yaşlırma kelimesinin ortasına bu harfleri sizin monte etmeniz lazım.Bir daha sizlere, içinde bu 3 harf olan bir kelime kullanmayacağıma, ant içerim...Saygılarımla.
Aramıza tekrar hoşgeldin Faruk kardeşim. Uzun süredir yazmıyordun ya da yazamıyordun, seni anlıyorum. Ama bizleri öyle alıştırdın ki herkes hergün olmasa da haftada bir acaba Faruk ağbi(kardeş) ne yazmış diye hemen Ziyaretçi Defterine bakıyor. Abartmıyorum , çok güzel yazıyorsun, yazdıkların tam bir edebi değeri olan yazılar. Kurgular, tasvirler, doğaçlamalar harika.(Edebiyatçı değilim ama lise edebiyat bölümü mezunuyum edebiyattan biraz anlarım.) Daha önce de seninle konuşmuştuk , Öykü yazmayı denemelisin diye. Bu konuda ısrar ediyorum. Yazılarının devanı dileği ile...... Saygılar.
“YÜREĞİME KARLAR YAĞDI…”(1)
Yoldayım… Rengi beyaz boyalı, kenarlarına kırmızı kuşaklar atılmış bir otobüste yolcuyum… Şoförün hemen arkasında, cam kenarındaki koltukta. Dışarısı soğuk, ara sıra kar atıştırıyor ve aylardan Kasım… Şoförümüz direksiyona geçiyor, çalışmakta olan arabaya bir iki defa gaz veriyor ve sesleniyor; _ Oğlum Zeki tamam mıyız? Kalan malan olmasın…_Tamamdır Kemal abi, devam et… İşte başlıyor yolculuğumuz. Haydi arkadaşlar; Hayırlı yolculuklar… Çok fazla seyahat etmediğimden olacak, içimde bir burukluk var nedense. Demek o kadar alışmışım buralara. Bir iki günlüğüne de olsa zor gelecek bana galiba sevdiklerimden ayrılmak… Ama bu duygulardan kurtulmam lazım. Nasılsa geri döneceğiz, Allah kısmet ederse… Otobüsümüz terminalden çıkıyor ve yaşını 50 civarında tahmin ettiğim Kemal abi, arabanın hızını arttırıyor. Muavin Zeki bilet kontrolüne başlıyor. Birden, yanımda oturan arkadaş; _Abi merhaba ben Hüseyin, hayırlı yolculuklar… Ben de ona hayırlı yolculuklar diliyorum. Hüseyin 27-28 yaşlarında sarışın bir arkadaş. Saçları dikkatimi çekiyor. Saçlar çok gür, hafif dalgalı ve arkaları uzun bırakmış. Bana eski Alman milli takım kalecisi Şumayeri hatırlatıyor. Yani Hüseyin, Şumayere acayip benziyor… Abi, adamın saçları çalı süpürgesi gibi maşallah. Bende de aksine çok ince telli saçlar mevcut olduğundan(genelde yanlarda ve arkada), biraz kıskanarak, biraz da gıpta ile seyrediyorum Şumayer Hüseyini… Muavin Zeki bitiyor yanımızda. Hüseyine; _Arkadaşım ne içersiniz? Bana da; _ Amca Siz ne alırsınız? Diyor… Muavin Zeki, herhalde beni olduğumdan yaşlı buluyor. Belli ki şoför Kemal abi ile aynı yaşta olduğumu düşünüyor… Aklıma bir anı geliyor. 5–6 sene önce bir abimizle karşılaşmıştık bir yerde. O da bana; _Vay kardeşim, ne kadar yaşlan dırmışsın kendini demişti. Ben bu tür iltifatlara pek alışık olmadığım için ne diyeceğimi şaşırmıştım Tabi ya, ben boş zamanlarımda kendimi yaşlan dırma çalışmaları yapıyorum, sanki başka işim kalmamış gibi. Yapacak bir şey yok ki abi hayat bu, bazen böyle çabuk harcar adamı… Bende bundan sonra yaşımı soranlara kdv ekleyip söyleyeyim bari…… Hüseyin kola, ben de kahve istiyorum. Kahve belki uykumu kaçıracak ama ben zaten otobüslerde uyuyamıyorum ki. Gideceğimiz yere 12 saatte varacağız. Yolculuk tahminen sabah gün doğduğunda bitecek… Hüseyinle sohbet ediyoruz. Hüseyin bekâr. Ben; _ Bulamadın mı bir tane? Diyorum. O ; _Abi buluyorum da, şuramda bir sızlama olmuyor. Ne zaman şuram sızım sızım sızlayacak, belki o zaman…(Daha çok beklersin Hüseyin. O senin hayal ettiğin aşklar, artık çok eskilerde kaldı kuzum…) Arka koltuktan bir el uzanıyor ve; _Arkadaşlar buyurun elma yiyelim… Kıramıyoruz, alıyoruz. Adam kulağıma eğiliyor; _Yahu arkadaşım ben şu kadınları anlamış değilim. Bizim hanımın canı elma çekiyor, alıyorum ama sonra hepsini ben yemek zorunda kalıyorum. Çünkü hanımın dişleri yok. Takma diş yaptırdık onlarıda kullanamadı… Hüseyin gülüyor, ben dudağımı ısırıyorum…… Yola devam. İşte yine kar yağmaya başladı. Otobüsün ön camında, rüzgârla beraber küçük kar fırtınaları oluşuyor şimdi. İçerisi sıcak ama sanki üşüdüğümü hissediyorum. Ve orta okuldaki Türkçe Hocam beni affetsin, bir söz uyduruyorum kendi, kendime,,,” YALNIZ, YALNIZLAR ÜŞÜR…” Gecenin karanlığı ve kar. En sevdiğim iki renk… Hemen yan sıradaki koltuktan 4 yaşlarında bir çocuk gülümsüyor, Hüseyinle bana. Güzel yüzlü ve çok sevimli. Elindeki oyuncak araba ile oynuyor. Gözleri parlıyor ama yüzü biraz solgun gibi. Belki otobüsün tavan lambalarının ışığından, bana öyle geldi…Hüseyin soruyor; _ Senin adın ne koçum?... Çocuk çok hafif bir sesle yanıtlıyor; _ Yiğit… İlk molamızı veriyoruz. Yolcuların çoğu aşağı iniyor. Ben de dışarıdaki temiz havayı, birkaç sigara dumanıyla karıştırıp ciğerlerime çekmek için adeta aşağı atlıyorum otobüsten, radyo da çalan bir şarkıyla beraber……”DURUN ÜMİTLERİM, ETMEYİN DURUN,,,EVVELCE MUTLUYDUM, MAZİYE SORUN,,,GÜNAHIM ÇOK İSE, ZİNCİRE VURUN,,,BENİ YÜREĞİMDEN, VURMAYIN YILLAR…”
ormanlarımızı sevelim
onlara iyi bakalım
onlarda bir canlı,
ağaçlarımız yanarsa gene dikelim
çünkü onlar bizim geleceğimiz
Bataktan ben de anlamam ama eğer şampiyonun bir günde belli olacağı bir oyun ise köyde yapılması taraftarıyım.Yemek sorunu için de katılanlardan yemek için ortalama 5 ytl toplanırsa sanırım yeterli olur, ekmek arası ızgara köfte veya sucuk yapılır, pişirmesi benden.
Öncelikle Geçen yıl düzenlenen 1.Batak turnuvasın dan keyif aldığımı ve düzeyli bir turnuva olduğunu belirtmek isterim. Geçen yılın şampiyonu olarak bu turnuvaya katılmak istiyorum.
Bu arada başta Budakdoğancalılar gecesi olmak üzere düzenledikleri çeşitli organizasyonlarla dikkatleri üzerine çeken site yönetimini de yürekten kutlarım.Son olarak şunu eklemek istiyorum geçen yılki organizasyonda yaşadığımız yemek sıkıntısını yaşamamak için bu yılki turnuvanın şehir merkezinde yapılması önerisine katılıyorum
Sevgi ve saygılarımla
Necmettin hocam,site yöneticileri olarak bu platformda haberleşmemiz uygun düşmüyor belki ama gelişmelerden herkesin haberi olması açısından daha faydalı olacağı için buradan yazmayı sürdürüyorum,Bu yıl batak turnuvasını Edirnede yapmayı planlıyoruz..Muhtarın önerisi bu yönde..
03/02/2008 günü Köyde düzenlenecek olan 2.Batak Turnuvasına, bataktan fazla anlamadığım için katılamayacağım. Ama o gün orada olacağım. Benim önerim bataktan benim gibi fazla anlamayanlar ya da batak konusunda UZMAN olmayanlar için Tavla ya da Okey Turnuvası dzenlenmesi. Organizatörler bu konu ile ilgilenirse sevinirim. Ayrıca o gün köye gidilmişken düzenlenecek olan FUTBOL TURNUVASI için Teknik Komitenin yanında ,Teknik Komitenin ve Futbol Takımının her türlü sorunlarıyla ilgilenecek bir Komisyon oluşturalım. Saygılarımla.
Haftalardır bu satırlarda takip ettiğim batak muhabbetinin bir krize dönüşmesinden endişe ettiğim için olayı yerinde inceledim.Oyunculardan biri mesai arkadaşım olduğundan hadiseye tarafsız kalmam kolay değildi..Bu sebeple Mehmet Agamı maçtan önce hafif serhoş ettim…nitekim maçın başında planımın iyi işlediğini gördüm ve tarafını tuttuğumu istemeyerekte olsa ima ettiğim ekip 1-0 öne geçti…Ne var ki zaman ilerledikçe Mehmet agam alkolün tesirinden kurtulup gerçek oyun gücünü göstermeye başladı ve benim takım maçı 3-1 kaybetti… Olayın özeti şudur : 150 kere oynasalar sonucun değişmeyeceği kanaatine vardım.. Konu batak tan açılmışken buradan site yönetimine talimatımdır.ŞUBAT AYI İÇİNDE GELENEKSEL 2.BATAK TURNUVASANIN YAPILMASI İÇİN GEREKLİ DUYURU VE DÜZENLEMELİRİN YAPILMASINA BAŞLANILMALADIR.
Evet; Sevgili Ayşe ve Yılmaz hepimizin ortak görüşü çocuklarımızla ilgi duygularımız . Bu duygumu yoksa temennimi veya sorunmu.....
Elbette bizlerde çocuklarımızla ilgi yaşadıklarımızı onların (şimdiki)yaşındayken çocuk olarak yaşadık. O zaman yaşadıklarımızdan veya yaptıklarımızdan gurur duyduk.
Acaba bu iletişim kopukluğumu zaman farkı mı ??
Demekki bu kuşaklar çatışması bizim gibi gelişmekte olan ülke insanlarının eğitimine bağlı olarak daha yıllarca sürecek.
Kısacası dünyanın neresınde olursak olalım çocuklarımızın bizi,
bizimde çocuklarımızı anlamak için belli bir sürenin geçmesi gerekiyor.Fakat bu ebeveyinlerin haklarını hiçbir zaman ortadan kaldırmıyor. Buradaki tek sorun çocuklarımızın bizi anlayabilecekleri seviyede konuşup anlaşilir olmayı sağlamamızdır.
Sonuç olarakta aktardıklarımızın tamamını anlaşılmasını beklememeliyiz....................
Evet Ayşe abla tam biz sitemizi kimlerin ziyaret ettiğini takip ediyoruz,sitemiz Almanyadan ve Avusturalyadan izleniyor da neden Hollnda dan izlenmiyor….. Ayşe ablamız nerede diye feryat etmeye niyetlenmişken ziyaretçi defterine yazman bizi mutlu etti..Ayrıca belirtmek isterim ki bu gün Hollnd dan iki ayrı bilgisayardan sitemize giriş yapıldığını görüyoruz 🙂
Dedektif gibi çalışıyoruz görüyorsun…… Doğan Cüceloğlu hocanın yazısına gelince..Evet dün sizin yaptığınız hataları bu gün biz yapıyoruz ve muhtemelen de yarın bizden sonra gelenler yapacak… Hatalarımızdan bir an önce dönmek anlamında yazının değeri çok büyük.. Dileğim bu yazıdan ders çıkaranların çoğunlukta olması…. Meselenin ikinci boyutuda var tabii ki; ya çocuklar… İyi yetiştirilmiş çocuklara sahip olmaktır her anne babanın hayali..Peki bu çocuklar anne ve babalarına gereken değeri verebiliyorlar mı ? …Bir sonraki yazı bununla ilgili olmalı.. Bu vesile ile tüm ziyaretçilerimize seslenelim konuya ilişkin değer verdiğiniz bir yazıyı bize gönderirseniz sitemizde yayınlamak isteriz..Sevgi ve saygılarımla….
Arkadaslar Dogan Cuceloglunun yazisini siteye koydugunuz icin tesekkurler, cok guzel egitici bir yazi Evet cogumuz icin is hayatimiz birinci sırada geliyor, sonra ailemiz. Yaziyi okurken kendi yaptigim hatalar aklima geldi ... bir degil iki degil cok kez yapmisimdir ve simdi cok pismanim. Cocuklarim kucukken toplum icindeyken bana birseyler anlatirken baska biri sohbetin arasina girince tum dikkatim araya giren kisiye yonelirdi ve cocugumun lafi yarida kalirdi. Anne beni dinlemiyorsun diye yakinirlardi... Karsi tarafi suclardim, onlar araya girdi, ayip olur dinlemezsem diye. Fakat sucun asil bende oldugunu, cocuguma deger verdigimi gostermedigimi cok gec anladim.... Gec te olsa simdi cocuklarimdan ozur diliyorum.
Merhaba Öyküm,Öncelikle şiirin çok güzel seni tebrik ederim,eksik olan bölüm sanırım ikinci dörtlüğün son mısrada güneş bir an da battı... güneş bir a battı olarak yazılmış buradaki hata sistemden kaynaklanıyor sistem (a n d ) harflerin yan yana görünce tanımıyor nedense...Sitemizin programcısına durumu ilettik sadece şiirde değil ziyaretçi defterinde de sıksık karşılaştığımız bir sorun bu..Bunun dışında eksik olan bir bölüm yok sanırım....Sevgilerimle
Hüzün
Mehmetin oğlu olmuştu.
Yakışır bir isim bulamadı.
Güneş her zaman ki gibi doğmadı.
Çünkü tarih 10 kasımdı.
Etrafına şöyle bir baktı.
Tabiat dalgındı.
Gözlerinden yaşlar aktı.
Güneş bir a battı.
Birden gök gürüldedi.
Mehmet kendine geldi.
Gülen sese ilerledi.
Bu bebek Mustafa Kemaldi.
Biz Türküz güçlüyüz,
Biz köylüyüz, efendiyiz,
Biz yolunda devrimciyiz,
Her Türk Genci Atatürkçüyüz.
Bugün hepimiz tek yürek,
Vatan hiç geçilmeyecek.
Mustafa Kemaller doğacak.
Bayrağımız göklerde olacak.
şiirde bazı yerler eksik çıkmış.oraları düzeltirseniz sevinirim. :))
Merhaba,
Sitemizin haberler bölümüne bu günlerde mail ile dolaşan Doğan Cüceloğlunun çok güzel yazısını görmüşsünüzdür,Yazının haber değeri olmasa da bizim müdahale edebildiğimiz bir bölüm olduğu için haberler bölümünden size aktarmak durumundaydık.Yazının biraz uzun olması ilk bakışta bu da okunur mu şimdi deyip pas geçme ihtimalinizi artırmaktadır.Sizden ricam hemen hepimizin sıklıkla yaptığı işimizi çocuğumuzun önünde tutma hatamızın ne denli büyük bir hata olduğunun altını kalın çizgilerle çizen bu yazıyı mutlaka okumanız ve mümkünse çevrenizdeki herkesin okumasını sağlamanız.
Sevgili Yunus Emre, Hasanağa gölünün dünü çok güzeldi, ne yazık ki bugünü yok. Ama dününü baban çok iyi bilir. Sen Sitemizi bir Okyanus gibi görüyorsan ve Yunuslarla birlikte bu Okyanusa dalmak istiyorsan sana "OKYANUS" her zaman açıktır. Adının vermiş olduğu bilgelik ve yücelikle Dergahın kapısı sen ve senin gibilere daima açık olacaktır. Sitemiz sizin gibi duyarlı gençlerle sürekli daim olacaktır. Sevgiler.
hasan ağa göleti dunu ve bu gunu ile mukmeldi. Site yonetimine okyanusa yunuslarla birlikte acılmayı. ARZU ediyorum hepinize saygılar sunuyorum.
Siteye nasıl bir şeyler
yukleye biliriz?
öyküm,teyzecim şiirin çok güzel. tebrik ederim bu kadar güzel yazdığın için.öpüyorum seni
Sevgili Öyküm; Şiirin çok güzel. Pazartesi günü Şairlerimiz bölümüne şiiriniz aktarılacaktır. Selamlar.

